İÇİNDEKİLER
Title Image

Reşat Ekrem Koçu

Yalvaç Tanrıkulu

Reşat Ekrem Koçu

Kişilikleri, yaratılışları, duruşları, oluşları sınırlayan kimi tanımlamalara uymayan bir aydın Reşat Ekrem Koçu. Yapıtlarından yola çıkarak, görünen kimliğine yalnızca yazar denilebilirse de yazarlığının katmanları, derinliği, uğraşı alanlarının çeşitliliği onu özüne özgü bir yere taşır. Araştırmacı, tarihçi, anlatıcı, yazıcı yönü olan öykücü, masalcı, destancı, gazeteci, bellek oluşturucu, anıların koruyucusu diye sürüp giden yakıştırmaların tümünde “dirsek çürüten”, “ömür tüketen” bir engin acun; temeline bilginin yerleştirildiği, ateşi sönmeyen bir ocak onun yeri.

 

“Allah’ın ona bir vergisi olan güzel bir dil, hassas bir yürek, ve cevval bir zekâ ile, vakanüvislikten ileri gidememiş olan devrinin tarihçiliğine yeni, heyecanlı, taze bir hava getirdi.” sözleriyle andığı hocası Ahmet Refik Altınay’ın açtığı çığırı, aynı bilgelikle, coşkun bir verimlilikle işlek yola çeviren Reşat Ekrem Koçu, 1905 yılında İstanbul’da doğdu.

 

İlk öğrenimini Konya’da tamamladı. Bursa’da Lisesi’nde, İstanbul Darülfununu (Üniversitesi) Tarih Bölümünde okudu. Aynı bölümde, hocası Ahmet Refik  Altınay’ın yardımcısı olarak, 1931’den 1933 yılına değin çalıştı. Sonrasında Kuleli, Pertevniyal, Vefa liselerinde tarih öğretmenliği yaptı.

 

Reşat Ekrem Koçu için öğrenimini yaptığı alan, giderek ömrünün özü oldu. Yaşam biçimine dönüşen bilgilenme, bilgilendirme süreci günlük yazılardan, fıkralardan, uzun öykülere evrildi. Türk geçmişinde yer alan, unutulmaması gereken kişileri, olayları konu edinen verimleri dergilerde, gazetelerde yayımlandı. Bilgiye dayalı, gerçekliğin çevresinde kurgulanmış yazıları, Cumhuriyet, Hergün, Milliyet, Tercüman Yeni Sabah, Yeni Tanin, gibi ulusal ölçekli gazetelernen, Büyük Doğu, Hayat, Tarih Mecmuası, Resimli Tarih Mecmuası, Tarih Dünyası gibi dergilerde yer buldu, okurla buluştu.

 

Özellikle Osmanlı dönemine ilişkin yazdığı yapıtlarında, geçmiş olayları, kişileri, genellikle İstanbul dokusu içerisinde öyküledi. Halkın yatkın olduğu anlatı biçimlerini kurgularına temel aldı; manasçı canlılığındaki coşkuyu, masalcı anlatımındaki yalınlığı anlatım biçemine taşıdı. Okuyanın zorlanmadan anlayacağı açıklıktaki tümceleriyle, konuşma dilinin sıcaklığını yazılarına yansıttı.

 

Reşat Ekrem Koçu, özüne özgü bu dille Türk yazınına kazandırdığı, neredeyse sınırsız denilebilecek çeşitlilikteki yapıtlarıyla, dinlemenin ötesine taşıdığı bilgi dolu kurguları halkla buluşturdu. “Türk Zaferleri” adlı betiğinin girişinde; “…sağlam bilgimize dayanarak fakat en küçük âlimane iddia güdülmeden kaleme alınmıştır; ordumuzu vücuda getiren evlatlarımıza, sadece okuma yazma bilen vatandaşlarıma büyük Türk zaferlerini bir sohbet diliyle anlatmak istiyorum.” sözleri, yapıtlarının ne denli içten istekle, açık amaçla yazıldığının bir göstergesi.

 

Gerçekleri eğip bükmeden, bağlamından koparmadan yazdığı kurgularla, geçmişi, okuyanın yanına katarak, istekli bir zaman yolculuğuna çıkardı. Sıkıcı, kuru gelebilecek öğretici bilgiler, Reşat Ekrem Koçu anlatımında, belleklere kendiliğinden yerleşen sevimli konuklara dönüştü; Kösem Sultan, Fatih Sultan Mehmet, Kabakçı Mustafa diye sürüp giden kişiler, olaylar dizisi, okuyanın yaşadığı olaylar oluverdi…

 

“Kösem Sultan” ile görüşlerini açıklayan Selim İleri, “Büyük bir hayranlıkla okuduğum bu roman uçsuz bucaksız denizlerden geçip giderek bana Osmanlı tarihini sevdiriyor. Yazarı Reşad Ekrem Koçu, Osmanlı tarihini ‘bugünde yaşatan’ mucizevi, görkemli bir yazar! Reşad Ekrem’in eşsiz eseriyle dostluğum artık hep sürecek, herhalde ölünceye kadar…” sözleriyle betiğin kendinde bıraktığı izleri aktararak, henüz Reşat Ekrem Koçu yapıtlarını okuma olanağı bulamayanlara güzel ipuçları veriyor.  

 

Türk yazınına benzersiz kalıtlar bırakan Reşat Ekrem Koçu’nun, geçmiş yazıcılığına adanmış yetmiş yıllık ömrü, 1975 yılının yedinci ayının altısında İstanbul’da son buldu. Yini, Sahrayıcedit gömütlüğünde, günümüzde yeri bilinmeyen sinine yerleştirdi. Allah rahmet eylesin, tini esen olsun.

 

Yapıtları:

 

  • Kızlarağasının Piçi (1933)
  • Hatice Sultan ve Ressam Melling (1934)
  • Eski İstanbul’da Meyhaneler ve Meyhane köçekleri (1947)
  • Tarihimizde Garip Vakalar (1952)
  • Osmanlı Padişahları (1960)
  • Topkapı Sarayı (1960)
  • Erkek Kızlar (1962)
  • Dağ Padişahları (1962)
  • Esircibaşı (1962)
  • Forsa Halil (1962)
  • Türk Zaferleri (1964)
  • Yeniçeriler (1964)
  • Osmanlı Tarihinin Panoraması (1964)
  • Fatih Sultan Mehmed (1965)
  • Acı Su (1965)
  • Patrona Halil (1967)
  • Kabakçı Mustafa (1968)
  • Kösem Sultan (1972)
  • Darülaceze (1974)
  • Aşk Yolunda İstanbul’da Neler Olmuş (2002)
  • Tarihte İstanbul Esnafı (2002)
  • Binbirdirek Batakhanesi Cevahirli Hanım Sultan (2003)
  • İstanbul Ansiklopedisi (“G” özdeğine değin yazılmış)

EDE YAYIMCILIK

bilgi@edekitap.com
Buraya ilk Yorumu siz yazacaksınız

Yorumunuzu Ekleyiniz