Ahmet Mithat
Ahmet Mithat, 1844 yılının üçüncü ayının, on birinci günü İstanbul’un Tophane semtinde doğdu, ilköğrenim çağına girerken babası öldü, yetim kaldı.
Günümüzde Bulgaristan sınırları içinde kalan Vidin’de görevli olan büyük ağabeyinin, ailesini İstanbul’dan buraya taşımasıyla ilk öğrenimine ancak 1854 yılında, on yaşında başlayabildi.
Beş yıl sonra aile İstanbul’a göçünce, Kumbaracılar Yokuşundaki Sübyan Mektebinde öğrenimini sürdürdü. Ağabeyi Hafız İbrahim Ağa, Mithat Paşa vezirlik ongunuyla Vidin’e atanınca, onunla birlikte yeniden İstanbul’dan göç etti. Ahmet Mithat, bu göç sırasında Niş Rüştiyesinde eğitimini sürdürdü, 1869 yılında burayı bitirdi.
Türk yazının tükenmez kaynaklarından kimilerini, araştırı betikleriyle yayımlayan Tahir Alangu, “Yüz Ünlü Türk Eseri” adlı yapıtında, Ahmet Mithat’ın ilk verimlerinin, bir yaygın eğitim biçimi gibi yorumlanabileceğini belirtir: “Tanzimat devrinin, halka yönelen ve en çok okunan yazarıydı. Şinasi’nin yolundan gitti.Ve gazetecilik okulundan yetişti. Eserlerini, okuyucu kitlesine sürekli bağlanarak, onlar için hazırladı. Düz yazının hemen bütün türlerinde, ileri ufaklı, iki yüzden fazla eser verdi. İlk eserlerine “Hâce-i evvel” diye imza atan, bir ilkokul hocası gibi çalışan Ahmet Mithat efendinin halk eğitimine yönelen eserlerinin çoğu bugün artık okunmaz bir durumdadır. Lakin halkı eğitmek, yayınları geniş kitlelere yaymak suretiyle okuyucuları zamanla daha değerli eserlere götürmek, okula gitmek imkanı bulamayanlara ansiklopedi bilgileri vermek yolundaki gayretleri, her zaman ibretle anılacak, yeni yönelmelerde uygulanabilecek değerli bir örnek sayılacaktır.”
Sürekli yazan, yaşamın içerisinde halka dokunan tüm konuları önceliği sayan Ahmet Mithat, yurdunu yurttaşını ileriye taşıyacağını düşündüğü tüm bilgileri, kimileyin, topluluklara öğüt veren, yol gösteren, ufuk açan bir öğretici biçemiyle, kimileyin yazının türleri arasında gezinerek olayları, kişileri öyküleyen yazar tavrıyla okuyucusuna aktarır. Onun bu engin çalışma alanını Tahir Alangu, bir yazın bilgesinin derin kavrayışıyla açık açık anlatır: “Hikaye ve roman surlarının bir biri içinde gelişip genişlediği yerleşmeye ve halka yayılmaya çalıştığı devrenin başında Ahmet Mithat Efendi’yi görüyoruz. (1870-71). Sayıları büyük bir yekuna (Yüz elli cilt) varan çok çeşitli eserleri arasında roman ve hikayeler önemli bir yer almaktadır. Bu alanda ilk eseri olan “Kıssadan Hisse” (1869), içinde çeviriler, telif hikayeler de bulunan bir kitaptı. Ahmet Mithat Efendi bu kitabı ile fıkradan hikayeye yavaş tempolu bir geçiş yapmış, çeviri ve telif hikaye ve roman seyahat, serüven, cinayet romanı, tarihi roman, Hatta realist eğilimli romanlar bile yazarak bu vadide tek başına seksenden fazla eser meydana getirmişti. Ancak okumayı biraz sökebilmiş geniş bir halk tabakasına yönelen Ahmet Mithat Efendi’nin eserlerinde, çevresi o zamanki sınırlarımızı bile aşan okuyucu kitlesini, yazılı edebiyatın, meraklı ve devamlı okuyucular haline getirecek bütün nitelikler vardı.”
Ahmet Mithat’ın, onca verimli çabasına karşın “kural tanımaz” yazma isteği nedeniyle kimleyin eleştiriyle karşılanmış, döneminin ona sağladığı boş alanlarda “aklına estiği gibi” yol alması yazın bilimine bağlı aydınlarca benimsenmemiştir. Tahir Alangu aynı yapıtında bu durumu da öne çıkarmıştır: “Tamamıyla zıt görüşleri uygulayan yazarların, onun eserleri ve değeri üzerinde verdikleri yargılar zaman zaman değişmiştir. Kimi onu halka yönelmiş, gide gide büyük gelişmeler getirecek yeni bir yolun öncüsü olarak kabul ederken, kimi de onu basit bir avam yazarı, kâr peşinde koşan bir “esnaf” olarak tarif etmiştir.”
Bu tanımlamayı öne çıkaran, Türk yazınının bir başka devi, adaşı Ahmet Hamdi Tanpınar olmuştu: “Ahmet Mithat Efendi ise bir zamanlar aktar çıraklığı yaptığı Mısırçarşısı esnafının içinde, onlarla yârenlik edermiş gibi yazar. Bu zümre fikrini, Letâif-i Rivayat müellifi, bir sınıf imtiyazı gibi muhafaza edecek, en olgun ve şöhretli çağlarında bile loncanın seviyesini biraz geçen okuyucuyu eser kendiliğinden reddedecektir. Onun sanatı yoktur, daima halka yönelen iyi niyetleri vardır. Dil, bu muharrirde sanki yazmaktan ziyade yârenlik içindir… Asıl olan zihniyetse huzurunu arayan esnaf zihniyetidir. Mithat Efendi, kurduğu işletmesini ve devamını istediği matbaasıyla esnaftı.”
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, bir yazın yetkesi olarak yaptığı bu değerlendirmeyi, Tahir Alangu kendi yapıtına almakla birlikte, dönemin koşullarını göz önünde bulunduran daha kapsamlı bir değerlendirmeyle Ahmet Mithat’ın önceliğinin altını çizmekte, yazdıklarının Türk yazınında ilk olduğunu vurgulamaktadır: “Ahmet Mithat Efendi’nin gerçekçi roman unsurlarını dengeli bir metot anlayışı ile her zaman ve her yerde başarıyla kullandığı söylenemez. Onun, her şeyden önce, geniş bir halk kitlesine yöneldiği de unutulmamalıdır. Ayrıca onun, halkı eğitici bir amaç izlediğini, okuyucu kitlesinin de henüz realist roman seviyesine yükselmediği de unutulmamalıdır.”
Tahir Alangu’nun deyişiyle “Sanat ve üslup endişeleri gütmeden, halkı belli bir seviyeye ulaştırma görevini yüklenen Ahmet Mithat Efendi, amacını seçmiş, yürüyordu… Romanları ile halkı eğitmek amacına yöneldiğinden, kendine has bir roman anlatımını geliştirmişti. Sırası geldikçe olayların akışını durduruyor, bazen paragraflar, bazen de sayfalar süren ansiklopedik bilgiler veriyordu. Ayrıca yer yer okuyuculara hitap ediyor, görüşlerini ileri sürüyor, eserine bir meddah hikayesi havası veriyordu.”
Yazmaktan konuşmaya fırsat bulamamış bir yazar görüntüsü veren Ahmet Mithat, ömrünün sonlarına doğru ancak yaptıkları üzerinde durmaya başlamış, oğlunun, “Sizin eserleriniz arasında edebî olanlar hangileridir?” sorusuna yanıtı şu olmuştu: “Ben, edebî sayılabilecek hiçbir eser yazmadım. Çünkü benim, eserlerimi yazdığım sıralarda, memlekette, edebiyattan anlamayanlar, nüfusumuzun bilâmübalağa doksan dokuzunu teşkil ediyordu. Benim emelim de ekseriyete hitap etmek, onları tenvire, onların dertlerine tercüman olmaya çalışmaktı. Zaten edebiyat yapmaya ne vaktim, ne de kalemim müsaitti. Çünkü bence, nüfusunun yüzde doksan dokuzu cehaletten kurtarılamamış olan bir memlekette, en basit fikirleri bile söylemeyen kimselere edebî eser vermek, aç kişiye meyve ikram etmek kadar garip bir hareketti.”
Ahmet Mithat’ın, Türk yazını alanında, yurdu yurttaşı için çırpınan ömrü, 1912 yılının on ikinci ayının, yirmi sekizinci günü, İstanbul’da sona erdi. Yini, Fatih Türbesi yakınındaki sinine yerleştirdi. Allah rahmet eylesin, tini esen olsun.
Yapıtları
Uzun Öyküleri
- Yeniçeriler (1872)
- Hasan Mellâh Yahut Sır İçinde Esrar (1874)
- Dünyaya İkinci Geliş Yahut İstanbul’da Neler Olmuş (1875)
- Hüseyin Fellâh (1875)
- Felâtun Bey ile Râkım Efendi (1875)
- Karı-Koca Masalı (1875)
- Paris’te Bir Türk (1876)
- Çengi (1877, oyun)
- Süleyman Musûlî (1877)
- Yeryüzünde Bir Melek (1879)
- Henüz On Yedi Yaşında (1881)
- Karnaval (1881)
- Amiral Bing (1881)
- Vah! (1882)
- Acâib-i Âlem (1882)
- Dürdâne Hanım (1882)
- Esrâr-ı Cinâyât (1884)
- Cellâd (1884)
- Volter Yirmi Yaşında (1884)
- Hayret (1885)
- Cinli Han (1885)
- Çingene (1887)
- Demir Bey Yahut İnkişâf-ı Esrâr (1887)
- Fennî Bir Roman Yahut Amerika Doktorları (1888)
- Haydut Montari (1888)
- Arnavutlar Solyotlar (1888)
- Gürcü Kızı Yahut İntikam (1888)
- Nedâmet mi? Heyhât (1889)
- Rikalda Yahut Amerika’da Vahşet Âlemi (1889)
- Aleksandr Stradella (1889)
- Şeytankaya Tılsımı (1889)
- Müşâhedât (1890)
- Ahmed Metin ve Şîrzât (1891)
- Bir Acîbe-i Saydiyye (1894)
- Fatma Aliye Hanım yahut, Bir Muharrire-i Osmaniyenin neşeti (1895)
- Taaffüf (1895)
- Gönüllü (1896)
- Eski Mektûblar (1897)
- Mesâil-i Muğlaka (1898)
- Altın Âşıkları (1899)
- Hikmet-i Peder (1900)
- Jön Türkler (1910)
Öyküleri
- Kıssadan Hisse (1870)
- Letâif-i rivayat
- Suni’fi Zann(1870)
- Gençlik (1870)
- Esâret (1870)
- Teehhül (1870)
- Felsefe-i Zenân (1870)
- Gönül (1870)
- Mihnetkeşân (1870)
- Firkat (1870)
- Ölüm Allâhın Emri (1873)
- Bir Gerçek Hikâye (1876)
- Bir Fitnekâr (1876)
- Nasîb (1877)
- Çifte İntikam (1887)
- Para (1887)
- Kısmetinde Olanın Kaşığında Çıkar (1887)
- Diplomalı Kız (1890)
- Dolabdan Temâşâ (1890)
- İki Hud’akâr (1893)
- Emânetçi Sıdkı (1893)
- Cankurtaranlar (1893)
- Ana-Kız (1893)
- Durûb-u Emsâl-i Osmâniyye Hikamiyyatının Ahkâmını Tasvir (1872)
- Hayâl-Hakîkat (1891)
Gezi Betikleri
- Avrupada Bir Cevelan (1889)
- Seyyadane Bir Cevelan (1891)
Görmükleri
- Çengi
- Açıkbaş
- Eyvah
Öbür Yapıtları
- Üss-i İnkılâb ve Zübdetül Hakâyık (3 cilt, 1877-78)
- Hilâl-i Ahmer Cemiyet-i İnsaniyesinin Tarihi
- Müdâfa’a (3 cilt, 1883-85)
- İstibşâr (1892)
- Beşâir
- Nizâ’-ı İlm-ü Din (4 cilt)
- Şopenhavr’ın Hikmet-i Cedidesi
- Volter
- Beşir Fuad
- Menfa (öz yaşam öyküsü)
- Çerkez Özdenler (oyun)
Buraya ilk Yorumu siz yazacaksınız