Preloader image
İÇİNDEKİLER
Title Image

Soğuk Üzerine Çeşitlemeler

Muharrem Kömeçoğlu

Soğuk Üzerine Çeşitlemeler

Soğuk Ve Ölüm

Bekliyordu; paltosunun yakasını kaldırmamıştı, hatta elleri ceplerinde bile değildi. Yüzüne vuran kuru ayaz ilgilendirmiyordu onu, ayakkabısının delik oluşunun ilgilendirmediği gibi. Bekliyordu, kimsenin bilmediği ufka bakarak bekliyordu.
Soğuğun köpeklerin kalın tüylerinden içeri girip onları hareketsiz bıraktığı bir gündü, o bekliyordu. Gelecekti, umut soğuğu yenmişti.
Akşama doğru cansız bedenini buldular kaldırım üzerinde…
Soğuk ölümle işbirliği yapmıştı.

 

Soğuk Ve Sevgi

Sonradan düşündü, o kadar soğuk olmasa binmezdi o taksiye, acelesi yoktu gideceği yerin, doğrusu gideceği yer de yoktu. Aslında düşüncelerini dondursun diye soğuk, çıkmıştı sokağa, amacına da ulaşmıştı hani, çünkü taksiye binme düşüncesi yeniydi, donması gerekenler donmuştu. Taksiye binişi belki de bedeninin soğuğa tepkisiydi, hayır hayır, bu soğuğun ona hazırladığı hoş bir sürprizdi.
Arka koltuğa oturdu, dikiz aynasında bir çift gözde geleceğini yakaladı.
Sevgi, soğukla gelmişti.

 

Soğuk ve Titreme

Gece gündüze dönmüştü ama henüz sabah soğuğu yerini sıcağa bırakmamıştı. Fanusu geç söndürüp sabah erken kalmak zorunda olan kahveci İdris dükkânını açmak için anahtarı cebinden çıkardığında, cebinde ısınan eli, soğuğu duyumsayınca doksanlık ninesinin eli gibi titredi. Bu titreyişle anahtar deliğini tutturamayan İdris eline hâkim olmaya çalıştı ama elin titreyişi kendi başına değil, soğuğu uzun süreden beri hisseden bedeninin titreyişiyle eşgüdümlüydü. Fakat kahve de açılmalıydı hani, anahtar deliğine doğru bir hamle daha yaptı ama anahtar deliği önce sağa sonra sola doğru kaydı. Anahtarı iki eliyle tutup bir kez daha denemeye fırsat bulamamıştı, çünkü kapı üzerine doğru geliyordu, tüm binayla beraber.
O sabah çok soğuk olmuş, dünya üşümüş ve derinden derine titremişti.
Diğer şehirlerde öğle haberleri depremin şiddetiyle birlikte kapı kasasının içinde elinde anahtarla sağ bulunan İdris’i anlatıyordu.
İdris kahveyi açmayı başarmıştı, ama hava hâlâ soğuk ve o titriyordu.

 

Soğuk ve Yaşam

O gün de her zaman ki gibi şıktı, beyaz gömleği, siyah frağı üzerindeydi. Üzerinde olan birde güneşin yakıcı ışıklarıydı, kafasını kaldırıp güneşe baktı, gülümsedi, öleceğini düşündü.
Genç yaşlı, çoluk çocuk, her yaştan izleyicileri yerlerini almıştı ama o çok bitkindi. Dün akşam gelmişti buraya, binlerce kilometre uzaktan yorucu bir yolculukla. Ayrılırken sevgilisine veda bile edememişti, içi burkuldu, gözlerine sevdanın yaşları doldu. Mektup yazabilirdi ona insan olsaydı, ama insan değildi ki…
O bir penguendi ve soğuk yaşam demekti.

Muharrem Kömeçoğlu

muharrem.komecoglu@edekitap.com
Okur Görüşlerine Açık Sayfa

Yorumlayınız