İÇİNDEKİLER
Kazak Romanı Ümit – Nemat Kelimbetov - EDE YAYIMCILIK
26569
post-template-default,single,single-post,postid-26569,single-format-standard,stockholm-core-2.1.6,select-theme-ver-7.5,ajax_fade,page_not_loaded, vertical_menu_hidden,menu-animation-underline,side_area_uncovered,,qode_menu_,qode-mobile-logo-set,wpb-js-composer js-comp-ver-6.5.0,vc_responsive
Title Image

Kazak Romanı Ümit – Nemat Kelimbetov

Nemat Kelimbetov
NEMAT KELİMBETOV

Kazak Romanı Ümit – Nemat Kelimbetov

Türk Halklarının Ortak Edebi Eserleri, Yaşlılık, Ümit, Oğluma Mektuplar ve Hasetlik gibi betikleri Türkçeye aktarılan Nemat Kelimbetov, Kazakistan’ın önde gelen dil bilimcisi, çevirmen ve yazarıdır.

 

Nemat Kelimbetov’un on altı bölümde yazdığı öyküsü Ümit, ağır hastalıkla sınanan bir kişinin, bir yandan sağlığını kazanma çabasını bir yandan da çevresi ile yürüttüğü ilişkileri ana izleğine alan bir yapıt.

 

Daha çok iç döküşler ve yorumlanarak aktarılan düşünceler üzerinden ilerleyen öykü, yaşamı sorgulayan, derin çözümlemeler içeren bir yapıya sahip.

 

ÜMİT'ten

 

Akılbek sağlıklıyken her sene dağ yamaçlarında veya uzak arazilerde nadir bulunan böcekleri inceleyen heyete başkanlık ederek çok seyahat ederdi. Bu araştırmalarda eşek arılarının nasıl da acımasız ve kurnaz bir şekilde avlarını ele geçirdiklerine defalarca şahit olmuştu.

 

Kurnazlığı sayesinde kendilerinden on kat daha güçlü avlarına üstün gelebiliyorlardı. Ammophila arısı gece gündüz ateş böceği arardı. Dolunaylı gecelerde gümüş ışıklar saçan bu böceğe sanki âşıktır.

 

Normalde eşek arısı ateş böceğine bir zarar veremezdi. Çünkü, ateş böceğinin sert dış kabuğu onu eşek arısının iğnelerinden korurdu. Arı yüz kere soksa da, ona her hangi bir zarar veremezdi. Eşek arısı da bunun farkındaydı. O yüzden kurnazlığa başvururdu. Bunun için sinsi eşek arısı hoş ritimlerle vızıldayarak, kurbanı olan böceğin etrafında kelebek gibi uçar dururdu. Onun çıkardığı melodi gibi seslerden hoşlanan ateş böceği biraz gevşer ve gerinirdi. İşte bu sırada dış kabuklarında belli belirsiz küçük bir yarık açılırdı. Eşek arısının beklediği işte bu andır. Hiç vakit kaybetmeden, şimşek hızıyla bu yarıktan zehirli iğnesini batırır.

 

Aslında, geyiği gözünden vurabilen avcı gibi keskin nişancı olan eşek arısının sokması ateş böceğini öldürmez, ancak, bayıltır ve ölü gibi hareketsiz bırakır. Eşek arısının amacı da budur.

 

Ateş böceği başka bir sebeple ölmüşse, eşek arısı onunla ilgilenmez. Çünkü ona yarı canlı, hareket edemeyen baygın böcek lazımdır. Neden mi? Çünkü o, kurnaz eşek arısının kendisinin değil, henüz dünyaya gelmemiş yavrularının yemidir. Bu yüzden onu yeraltındaki yuvasına sürükleyerek götürür. Ana eşek arısı kurtçuklarını böceğin etrafına döker ve yuvasını terk eder. Artık bundan sonra yuvada onun yapacağı herhangi bir iş kalmamış olurdu.

 

Bir müddet sonra kurtçuklar kıpırdamaya başlar. Her taraftan böceğe saldırıp ısıran kurtçuklar en sonunda ondan hiçbir iz bırakmazlar.

 

…Akılbek kötürüm olmakla, kendisini bir eşek arısına esir düşmüş gibi hissediyordu. Bir sabah Ravşan hiçbir şey olmamış gibi Akılbek’in odasına geldi. Akılbek gözlerine inanamadı. Daha dün ortalığı kasıp kavuran Ravşan, bugün uysal bir koyun gibiydi. Bir şefkat ve sevgi meleği gibi davranıyordu.

– Ne kadar yoruldum bir bilsen… Bu bakımsız dairede artık oturmak istemiyorum. Evi bir düzene sokmamız lazım. Duvarlar kömür gibi. Boya badana yapılması gerek.

Akılbek, Ravşan’ın bu tür işlere önem vermediğini iyi biliyordu. Ev işlerini oldum olası sevmezdi.

– Çocuklardan da çoktandır haber yok, – diye konuşmasına devam etti Ravşan.

– Beş altı gün izin alıp, köye gidip gelmek istiyorum. Ne dersin?

 

Akılbek, ses çıkarmadı, ancak sabrı tükenmek üzereydi. Ne zaman dilinin altındaki baklayı çıkaracaktı bu kadın?

– Akılbek! Ben köydeyken sen birkaç gün için neydi o… Hah, bakımevi… Orada kalamaz mısın? Sonra ben dönünce geri getiririm seni. Orada seninle yakından ilgilenecekler. Yalnızlıktan da sıkılmazsın. Ben de seni merak etmemiş olurum.

 

Ondan sonrasını Akılbek dinlemedi. Kulağında o kelime yankılanıyordu: “Bakımevi”.
Ravşan’a baktı, karısını tanıyamıyordu.

EDE YAYIMCILIK

bilgi@edekitap.com

Bizler hikaye anlatıcılarıyız. Bu bizim genlerimizde var. Görkemli öykü anlatımı ilgi çeker, yaşam tarzlarını tanıtır ve ortak ruh yaratır. Binlerce yıldır birike gelen öykülerimizi, yaygın iletişim alanları için yeniden tasarlarız. Özüne uygun geliştirir, etkileyenleri göz önünde bulundurarak güncelleriz. Biz, EDE’yiz. Değer üretiriz.

Okur Görüşlerine Açık Sayfa

Yorumlayınız

BİR ÇAY İÇİMİNDE TÜRKMENİSTAN