Muharrem Ahmet Rasim
Ahmet Rasim, kelimelerin en kuvvetli manasıyla büyük bir sanatkardır. Renkli tasvirleri, en küçük ve uçucu bir hareketi tespit eden, kendine has üslubu, tipik bir İstanbul
Ahmet Rasim, kelimelerin en kuvvetli manasıyla büyük bir sanatkardır. Renkli tasvirleri, en küçük ve uçucu bir hareketi tespit eden, kendine has üslubu, tipik bir İstanbul
Ahmet Rasim’in gerçekleştirdiği kimi söyleşiler; çeşitli dergilernen gazetelerde yayımlanmış deneme, makale, eleştiri, köşe yazılarından oluşan yüz doksan üç başlık altına sıralanmış düşünceleri, Orhan Şaik Gökyay’ın,
Giriş kısmında Reşat Ekrem Koçu’nun, yapıtlarını; "Ahmet Rasim’in eserlerini sıkarsak, İstanbul kokusu, tırı damlar" tümcesiyle özetlediği büyük törütmen Ahmet Rasim, ardında yüze yakın betik bırakarak
Askerin çekilmesi bitince nereden çıktıkları belli olmayan manliherli Bulgarlar, Türk mahallelerinde gezinmeye başladılar. Şehrin Rum ve Bulgar olmayan kısmı derin bir sükût içinde uyuyordu. Bütün
Yaşadığı dönemin önemli gazetelerinde, dergilerinde yazının belli başlı türlerinin hemen hepsinde verimleri olan Ahmet Rasim’in yazıları sonraları betikler halinde yayımlandı. Öykü, deneme, makale, eleştiri, anı, köşe
Tebriz Sarayı'ndaki serüven, tarihin karanlığına karıştı, sır oldu. Ama eski zengin Muhsin Çelebi; bu kaftan için girdiği borçları verip, çiftliğini, mandırasını, iratlarını rehinden kurtaramadı.
Yarım saat sonra, sırmalı resmi kavuğunu çıkarıp başına gösterişsiz dua külahını geçirmiş olan ak sakallı Bey, ıssız odasında seccadesinde oturmuş, boynu bükük "Yâsin" okurken, dışarda
Türk öykü yazarlarının piri Ömer Seyfettin, içinde bulunduğu çağın tüm olumsuz koşullarına ve onulmaz baskılarına karşın umudun, direncin de önderliğine soyunmuş bir Türk aydını. Yapıtlarını
Elçi yine gözleri yerde, geri geri gitti. Ortadaki neferin omzundan topuzu aldı. Bu gayet ağır, altın yaldızlı, sarı parlak kabzalı bir aletti. Yere bakarak yürüyor,