Eğri Yıldızları
Evdeyken pek çok kez duymuşlardı Türk götürsün seni! bedduasını ve de tüyler ürperten Türk hikâyelerini; bu yüzden hiçbir gönül alma girişimi akıllarını çelemezdi. Ama Türk,
Evdeyken pek çok kez duymuşlardı Türk götürsün seni! bedduasını ve de tüyler ürperten Türk hikâyelerini; bu yüzden hiçbir gönül alma girişimi akıllarını çelemezdi. Ama Türk,
İkinci Dünya Savaşının gazaplı günlerinde, yaşanan acıların, çekilen çilelerin ve dayanılmaz özlemlerin bulut bulut her yana yayıldığı, her gönülü yaktığı zulmet havasında, onca kötülüğe karşın
İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasıyla Kırgızların Sovyetler Birliği içerisinde yaşadıklarını, yaşıyormuşçasına okumayı, Cengiz Aytmatov’un yapıtlarına borçluyuz.
Türk yazının güçlü adı Cengiz Aytmatov, Stalin döneminin Kırgız Türkleri üzerindeki yıkıcı etkisini Tanabay ve atı Gülsarı izleğinde aktarıyor.
Sabahattin Kudret Aksal, 1920 yılının, üçüncü ayının yirmi beşinci günü İstanbul'da doğdu. Cumhuriyet dönemi Türk yazınının önemli aydınlarındandır. Akaretler Otuz Sekizinci İlkokulunda, Işık Lisesinde, İstanbul
O zorlu, o büyük çekişmede Gülsarı atların arasında eziliyor, boğuluyor gibi oluyor, açığa çıkmak istiyordu. Ve Tanabay o oğlağı bir türlü el ele geçiremiyordu. O
Bizim orada kışın öyle çok kar yağar ki ta benim boynuma kadar çıkar. Her tarafı örter. Eğer ormana gitmek istesek, ancak boz at Alabaş’a binerek
İhtiyar bir imparatorluğun yanı başında bulunuyorlar; onun bol meyvelerle ağır bir halde aşağı sarkan dallarına vakit vakit taş atmaktan hoşlanan yaramaz bir çocuk gibi hareket
Gülsarı, o kadar büyük kalabalığın içinden o kadını görüp tanıdı ve ona doğru yürüdü. Kadın “Amin” diye ellerini yüzünden indirirken görüp tanımıştı onu. Ön sırada