Falih Rıfkı Atay
Falih Rıfkı Atay, Osmanlı devletinin çöküş yıllarındaki bungun günlerin, yılmaz, dirençli bir aydını olarak öne çıkan; içerden, dışardan desteklenen yıkıcı kötülüklere başkaldıran kuşağın içerisinde
Falih Rıfkı Atay, Osmanlı devletinin çöküş yıllarındaki bungun günlerin, yılmaz, dirençli bir aydını olarak öne çıkan; içerden, dışardan desteklenen yıkıcı kötülüklere başkaldıran kuşağın içerisinde
İran’da yaşayan genç kuşak aydınlardan Leyla Norouzi, bulunduğu coğrafyadaki yazıcılar hakkında, bilgilendirici bir yazı dizisi kaleme aldı.
Abdullah Ziya Kozanoğlu, ilk betiği Kızıl Tuğ ile 1965 yılında basılan son öyküsü “Kubilay Han’ın Gelini” arasında kırk dolayında yapıtı kalıt bıraktı. Öykülerinin hemen hepsi
Farkında olmadan küçük kasabanın felsefesini de orada öğrenmiş oluyorlardı. Hayat anlaşılmaz bir mucizedir, boyuna harcanır, erir, buna rağmen yine dayanır, sürüp gider. Tıpkı Drina'nın üstündeki
Kemal Paşa, çiğ işi sevmezdi. Onun yetiştirdiği delikanlılar da sevmiyorlar; neden dersen, onlar da Mustafa Kemal Paşa’dan ders aldılar.
Mankurt ninniden çok hoşlanmıştı. Rüzgârın sertleştirdiği, güneşin kavurup kararttığı yüzünde tatlı bir yumuşama, bir hoşlanma dalgası görüldü. Onun yüzündeki bu değişmeyi gören ana sevindi, umutlandı.
Kahyam, pos bıyıkları bu sefer memnunluğundan kabararak şöyle dedi: "Roman fena bitmedi, beyim! Yeraltından hayır gelmedi ama yeryüzünün keyfini süreceğe benziyorsun."
"Şimdi işimiz daha karışık, daha zor ve daha pahalı değildir. Asıl sermaye büyük milli kurtuluş harbinin ahlakı, imanı, cesareti ve feragatidir."
Deniz resimleri yapmak, renkleri ve ışıkları sürekli hareket hareket halinde olan değişimi yakalamak, sonsuzluğu ve derinliği yansıtmaktır. Bu optik değişimin etkilerini seviyorum.