Kartal Çığlığı

Zeynep Başkan: İyi ki farketmişim...

Kartal Çığlığı

Dost kitabevinin en alttaki raflarından birinde gözüme ilişti, Bir Çay İçiminde Türkmenistan. Diğer kitapların arasına sıkışmış gibi duran üç kitaptan birini almaya beni iten, sanırım, yeşille mavi arasında bir tona sahip sırt rengiydi. Ön ve arka kapağın altında ince bir şerit gibi devam eden renk, oldukça sert çizgilere sahip karakalem resim ve beyaz zeminle değişik bir uyum oluşturmuştu, kapağın arkasındaki yazıyı da okuyunca almaya karar verdim. Çünkü bilmediğim bir ülkeden, Türkmenistan’dan bahsediyordu ve “kartal çığlığı çıkaran” Dutar’ı, “havaya uçurulan” Göktepe Kalesini merak etmiştim.

Kitaba adını veren Bir çay İçiminde Türkmenistan bölümüne gelinceye kadar nerdeyse kitabı yarıladım. Türkmenistan’ın ve Türkmenlerin geçmişi hakkındaki peşpeşe yazılmış kısa ve özlü bilgiler, kitabın kalan bölümlerini daha iyi anlamayı ve sağlıklı değerlendirmeyi kolaylaştıracak biçimde tasarlanmış izlenimi oluşturdu bende. Sonrasında öykü tadında, zaman zaman şiirselliği yakalayan anlatımla Türkmenistan’ın ve Türkmenlerin akılda kalıcı özellikleri anlatılmış.

Bir Çay İçiminde Türkmenistan’a adını veren Türkmen usulü çay içiminden, Türkmen Çadırının kurulmasına, Türkmen yaşamının içine bir aile bireyi gibi giren tek hörgüçlü deveden, zarafetine, gücüne hayran bırakan Ahalteke atlarına kadar pek çok konu başlığı hem duygu yönüyle hem de bilgi yönüyle tek tek anlatılmış. Okudukça çöle gitme, çadırda konaklama, kumda pişirilen yemekleri tatma, iki telli sazlarıyla divanlar oluşturan Türkmenlerin arasında yaşama isteğini duyumsamamak elde değil.

Kitap kolay okunabiliyor. Dili çok rahat, anlaşılır ve genelde yazım kurallarına uygun. Her bölüm uzun olmayan yazılardan oluşuyor ve hemen hepsinin ilgi çekici, çarpıcı başlıkları var. Bu kısa bölümler dolayısı ile rahat ve kopukluklar yaşamadan okunabiliyor. Keşke bölümlerle ilgili birkaç fotoğrafa da yer verilseydi dediğim oldu. Belki de okuduklarımızı düşlememiz istenmiştir, yazar tarafından. Bilemiyorum. Ancak anlatılanlarla ilgili fotoğrafların olmaması bana eksiklik gibi göründü.

 

Fark Edilmeyi Bekleyen Kitaplardan Biriydi

 

Yine de iki yüz sayfalık bu kitabı bitirdiğimde Türkmenleri tanıdığımı ve Türkmenistan’da yaşamışçasına onlara yakınlık duyduğumu itiraf etmeliyim. Yazarın gözlem gücü ve betimlemedeki üslubunun bu yakınlığa temel oluşturduğunu düşünüyorum. Bunların yanına bilmediğim, farklı coğrafyadan ve yaşam biçiminden dolayı aklıma bile gelmeyen ilginç bilgilerle buluşmam eklenince Bir Çay İçiminde Türkmenistan, uzunca bir süre benim gündemimde ve yakın çevremde yer aldı. Öyle ki; arkadaşlarımla kimi bilgileri paylaştıkça “meğer bilmediğimiz ne çok şey varmış” ifadeleri ile karşılaştım. Develerin sütünün pişirilmeden içildiğinden, halının nakışlarından dokuyan kişinin ruh haline ulaşabilmeye, tabanları yağlamadan, kadınların ve atların gümüş takılarının işlevlerine kadar pek çok konuda yeni ve özgün bilgiler edindim. Okudukça öğrendim ve öğrendikçe artan hevesimle okumaya devam ettim.

Severek, zevkle okuduğum, kitapçı dükkânlarının görünmeyen yerlerinde, bir kıyıda kalmış, fark edilmeyi bekleyen kitaplardan biriydi, Bir Çay İçiminde Türkmenistan. İleride bir gün Türkmenistan’a gitme imkânım olursa bu kitapta yazılanların bana rehberlik edeceğinden eminim. İyi ki, fark etmişim.

 

Zeynep Başkan - Türkolog


"Bilgi Paylaştıkça Büyür."
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share
İlk Yorumlayan Siz olun

BU YAZI YORUMA AÇIK