Title Image

Gurbet Kuşları

Orhan Kemal
Orhan Kemal

Gurbet Kuşları

“Taa Kurtalan’dan kalkıp yolu üzerindeki irili ufaklı istasyonlardan topladığı çeşitli yolcularla tıka basa dolu “Kuşluk treni” Haydarpaşa garına çığlık çığlığa girdi. Ağırlaştı. Sonra da ıslak fışıltılarla rayların üzerine upuzun serildi kaldı.

 

Koşanlar, koşuşanlar…

Koşan koşuşanlar arasında istasyon görevlilerinden başka gar hamalları, yolcularını karşılamağa gelmiş fötr şapkalılar, mantolu tayyörlüler.

 

İlk şaşkınlık, ilk heyecandan sonra her şey durur gibi oldu. Vagonlardan, bavul, sepet, heybeleriyle inenler, öteberilerini vagon pancerelerinden hamallara uzatanlar…

 

“Gurbet kuşları” katarın en arka vagonlarından iniyorlardı, kara kara, kuru kuru. Ne karşılamağa gelenler vardı ne de çoğunun bavullarıyla sepeti hatta yorganı. Yorganı olanlar yorganlarını birer er kaputu gibi dürmüş kınnapla çeke çeke bağlamışlardı. Bir beş, on değil, yirmi, otuz, kırk, elli belki de daha çoktular.

 

Anadolu içlerinden kopup gelen her tren, her “Kuşluk treni”, her gelişinde gurbet kuşlarını toparlayıp getiriyordu İstanbul’a. Yol, yıkım, yapım üzerine çok iş vardı istanbul’da. Karınlar doyuyor, sılaya para bile salınıyordu.

 

Köy yerinde şonun şunun tarlasında üç gün iş, beş gün duvar diplerinde barbut atacaklarına bir tren parası denkleştirip istanbul’un yolu tutulmalıydı. Ne yapıp yapıp gidenler, birkaç ay sonra değişmiş dönüyorlardı.

 

Taralı saçları, kopçalı sarı kalemleri, karton kaplı cep defterleri, arkaları çıplak kadın resimli cep aynaları, Tahtakale’den uydurulmuş üst başlarıyla köy yerinde dolanıyor, köy kahvelerinde, delikanlı meclislerinde İstanbul’u dillerinden düşürmüyorlardı. İstanbul da bir İstanbul’du. Dil ile tarifi mümkünsüz. O taksiler, o dolmuşlar, o tramvaylar, otobüsler, vapurlar…”

 

"Bilgi Paylaştıkça Çoğalır"
No Comments

Post a Comment