Ak Deve
Ak Deve romanı, Azerbaycanlı Türk yazar Elçin Efendiyev’in, Türkiye Türkçesiyle, 1999 yılında yayımlanan dördüncü betiği.
Ak Deve romanı, Azerbaycanlı Türk yazar Elçin Efendiyev’in, Türkiye Türkçesiyle, 1999 yılında yayımlanan dördüncü betiği.
Elçi yine gözleri yerde, geri geri gitti. Ortadaki neferin omzundan topuzu aldı. Bu gayet ağır, altın yaldızlı, sarı parlak kabzalı bir aletti. Yere bakarak yürüyor, gülümsüyordu. Bütün gözler hareketini takip ediyordu. Tahtın önüne geldi. Ansızın…
Hava iyice kararmaya başlamıştı. Bahçedeki ceviz ağaçlarının dalları yağan karla iyice eğilmişti; erik ağaçlarına gerili ipe asılan çamaşırlar kardan nasibini almış, beyazı da renklisi de tek renge bürünmüştü.
“Hadi” dedi Yalçın Güner. “Biz çıkalım da rahat rahat yesinler.” Karnı tok insanların saadeti içerisinde, hesabı ödediler ve çıkıp gittiler. Pizzacı, parasını yerleştirdikten sonra kapıya yöneldi ve giden müşterilerini arkalarından bir müddet süzdü.
Yazarken ne iyi gidiyor sıcacık çay. Çayı uzatıyor. Yanında bir soru kırıntısı. ‘’Ne uyduruyorsun ulan yine?’’ Bu da iyice yalancı yaptı beni. Uyduruyor muyum?
Memduh Şevket Esendal, günlük yaşamın her anından bulup çıkardığı konuları, kendine özgü, akıcı ve yalın bir Türkçe ile okuyucuya aktardı.
Öyküleri ve romanlarıyla bilinen Bahaeddin Özkişi, yapıtlarında, öne çıkarmak istediği gerçekliği kurguladı. Toplumu ve onu oluşturan bireyleri etkileyen, kendiliğindenmiş gibi görünen kasıtlı dokunuşları öne çıkardı.
Onun arkasında bu erkanda gelmiş geçmiş ustalar vardı. Dükkânlarını hâlika ibadet eder gibi açıp kapamışlardı. Sanat, onlara bahşolunmuş bir kerametti.
Öykülerinde, dünyaya gözlerini açtığı Kilis ve yaşama gözlerini yumduğu Kahramanmaraş çevresiyle insanları geniş yer tutar. Denilebilir ki, Şevket Bulut için Kilis ve Kahramanmaraş, onun yazarlığını tamam eden bir bütünün iki yarısı gibidir.