Hakka Sığındık
Bilgisizlerin korkularından yararlanmak isteyen, eksiklikleri üzerinden düzen kurup çıkar sağlayanların Osmanlı İstanbulundaki görünümleri, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Hakka Sığındık romanında, çarpıcı bir kurguyla anlatılıyor.
Bilgisizlerin korkularından yararlanmak isteyen, eksiklikleri üzerinden düzen kurup çıkar sağlayanların Osmanlı İstanbulundaki görünümleri, Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Hakka Sığındık romanında, çarpıcı bir kurguyla anlatılıyor.
Masalı şimdiki romanlar derecesine çıkarmaya, yahut romanı — özünü değiştirmeksizin — masal derecesinde sadeleştirmeye uğraştım. Meydana şu eser geldi.
Vazifeme sadığım. Fakat vicdanımı da çiğnemek istemem, kanun sizi tevkifimi emrediyor, vicdanım ıtlakınızı… Her ikisine de hürmetimi göstermek için şimdi makam-ı aidine istifanamemi takdim ediyorum.
Şık denince elinde gantı, cebinde kartı olan, fakat üstünde nakdi bulunmayan nazenin, derhâl bastonuyla, kostümüyle, nazarlarda tecessüm eder!
Anjel, Garp metaının Şark’ta para ettiğini bildiğinden ve kendini de o metalardan biri addeylediğinden hem ziyaret hem ticaret maksadıyla Mösyö Maksim’in peşine takılır, birlikte Dersaadet’e gelirler.
Hüseyin Rahmi Gürpınar, 1864 yılının sekizinci aynın, on yedinci günü, İstanbul’da, Ayazpaşa’da doğdu. Yakupağa Mahalle Mektebi, Mahmudiye Rüştiyesi, Mahreci Aklam, Mektebi Mülkiye'de öğrenim gördü. İlk kez 1883’te Tercüman-ı Hakikat gazetesindeki yazısıyla adı duyulmaya başladı. İkdam, Sabah, Cumhuriyet, Ahmet Mithat Efendi ile birlikte çıkardığı Boşboğaz, kısa ve
İrfan iç güveysi gidiyordu. Pazartesi günü nikâh kıyıldı. Zifafın Haley’in leyle-i temasına müsadif olması matlup olduğu için çarşamba günü yüz yazısı addedilecek, perşembe gecesi güvey girilecekti. Feriha Hanım’ın arzusu böyleydi.
Ben saadeti, yaldızlı konaklarda, şan, şöhret hırslarında, büyük servetlerde aramadım. Çünkü dünya sekenesinin akıllısı, budalası hep işte bu saydıklarımın peşinden koşuyorlar. Ben de bu emellerin çengellerine takılarak bu sürü ile beraber sürüklenmek istemem.
Her ferdi hatta her cemaati hoşlandığı yem ile avlarlar. Keyfiyet, böyle oltalara tutulmayacak kadar insanlığımızı terbiye edebilmektedir.