İÇİNDEKİLER

Reşat Enis Aygen

1909 - 1984
Reşat Enis Aygen

Reşat Enis Aygen

Reşat Enis Aygen, 1909 yılında İstanbul’da doğdu. Subay olan babasının görev yerlerinde, Fethiye, Muğla, Burdur, Aydın’da ilk öğrenimini bitirdi. Ortaokulu Çanakkale’de, liseyi İstanbul erkek Lisesi’nde okudu. Yarıda bıraktığı İstanbul Yüksek Ticaret Mektebindeki yüksek öğreniminden sonra adliye muhabirliği ile gazeteciliğe başladı.

 

“Milliyet”, “Vakit”, “Haber”, “Son Dakika” gazetelerinde çalıştı. Adana’da, 1940 yılından başlayarak beş yıl boyunca “Bugün” gazetesini çıkardı, yönetti. İstanbul’a döndükten sonra 1952 yılına dek yeniden “Son Dakika” gazetesinde çalıştı. Buradan “Cumhuriyet” gazetesine geçti, beş yıl süreyle burada çalıştı, 1957 yılından sonra “Yeni İstanbul” gazetesinde uğraşısını sürdürdü.

 

Öykü yazmaya lise yıllarında başlayan Reşat Enis Aygen, “Kılıcımı Sürüyorum” adındaki ilk öykü betiğini, 1930 yılında yayınladı. Aralıklı olarak yazdığı öykülerini sürdürmekle beraber, 1932 yılında “Kanun Namına” adlı yapıyla sonraki yıllarda yürüyeceği alanı belirledi. Kısa öykülerinden on üçünü bir araya getirdiği “Kılıcımı Sürüyorum” adlı betiğinden sonra, uzun öykülerden oluşan “Kanun Namına”, “Gong Vurdu”, “Gece Konuştu”, “Afrodit Buhurdanında Bir Kadın”, “Toprak Kokusu”, “Ekmek Kavgamız”, “Ağlama Duvarı”, “Yolgeçen Hanı”, “Despot”, “Biz İnsanız”, “Kara Kısmet”, “Sarı İt” adlı yapıtlarını yayınladı; yazarın ölümünden sonra ise “Kırmızı Karanfil” adlı uzun öyküsü yayınlandı.

 

Yazarın öykücülüğü, Tahir Alangu’nun düşüncesine göre, gazetecilik mesleğinden izlerle örülüdür: “İstanbul kenar semtlerinin ayrı özellikler taşıyan girdili çıktılı hayatı, mahkemeler ve hapishaneler, basın hayatı üzerinde yaptığı röportajlar onun ilk yazı denemelerine teşkil ederler. Sanat hayatı da gazeteciliği ile başlamıştır.”

 

Alangu, geçim uğraşısı olarak erken yaşında seçtiği gazeteciliğin, gerçekleri görmesi bakımından Reşat Enis Aygen’e, katkı verdiğini; bu uğraşısının, konu seçiminden durulaşan yazı diliyle gelişen biçemine dek etkili olduğunu belirtir: “Reşat Enis 1932 yılından başlayarak son yıllara kadar (1959), gittikçe açılan aralıklarla dokuz roman yazmıştır. İstanbul’un düşkün semtleri serserilerin barınağı yangın yerleri, Galata ve Beyoğlu’nun fuhuş bölgeleri ilk romanlarında geniş ölçüde yer alırken, daha sonraki romanlarında da fakir aydınlar ve sanatçıların çektikleri çileleri anlatmaya başladı. Daha doğrusu onun İstanbul’dan konusunu alan romanlarından başlıca iki çevre anlatılmıştır: Serseriler ve sefaletin en alt tabakasındaki insanlar ve bu insanlarla ahlaksız, çürümüş bir zengin tabakanın arasına sıkışmış bahtsız aydınların çileli yaşayışları.”

 

Toplumun yaşadığı gerçeklikleri, sorunlu alanlar üzerinden yazıya döken Reşat Enis Aygen, 1984 yılının birinci ayının on ikinci günü yetmiş beş yıllık acun ömrünü tüketti. Sini, Zincirlikuyu gömütlüğünde, toprağın temiz koynuna yerleştirildi. Allah rahmet eylesin, tini esen olsun.

 

Dipçe: Bilgilerin ana kaynağı Tahir Alangu’nun yazdığı, “Cumhuriyetten Sonra Hikâye ve Roman” adlı yapıtının birinci cildidir.

Ede Yayımcılık

ahmetkomecoglu@yahoo.com.tr
Buraya ilk Yorumu siz yazacaksınız

Yorumunuzu Ekleyiniz