Sen Hep Ölü Yazarları mı Okursun!
Açtı kitabın kapağını, ‘’şanslı okuyucuma benden bir armağan’’ yazıyordu adının altında. ‘’Şans!’’ dedi ve diğerini aldı eline. ‘’benden şanslı okuyucuma bir armağan’’ yazıyordu bunda da.
Açtı kitabın kapağını, ‘’şanslı okuyucuma benden bir armağan’’ yazıyordu adının altında. ‘’Şans!’’ dedi ve diğerini aldı eline. ‘’benden şanslı okuyucuma bir armağan’’ yazıyordu bunda da.
O hâlâ düzgün bir Türkçe ile konuşuyor. Üstelik dil dağarcığına “yuğürt”ü de “seğirt”i de ekledi. Her koşunun koşmak olmadığını kavradı.
O hâlâ düzgün bir Türkçe ile konuşuyor. Üstelik dil dağarcığına “yuğürt”ü de “seğirt”i de ekledi. Her koşunun koşmak olmadığını kavradı.
O hâlâ düzgün bir Türkçe ile konuşuyor. Üstelik dil dağarcığına “yuğürt”ü de “seğirt”i de ekledi. Her koşunun koşmak olmadığını kavradı.
O hâlâ düzgün bir Türkçe ile konuşuyor. Üstelik dil dağarcığına “yuğürt”ü de “seğirt”i de ekledi. Her koşunun koşmak olmadığını kavradı.
O hâlâ düzgün bir Türkçe ile konuşuyor. Üstelik dil dağarcığına “yuğürt”ü de “seğirt”i de ekledi. Her koşunun koşmak olmadığını kavradı.
Yazarken ne iyi gidiyor sıcacık çay. Çayı uzatıyor. Yanında bir soru kırıntısı. ‘’Ne uyduruyorsun ulan yine?’’ Bu da iyice yalancı yaptı beni. Uyduruyor muyum?
“Hadi” dedi Yalçın Güner. “Biz çıkalım da rahat rahat yesinler.” Karnı tok insanların saadeti içerisinde, hesabı ödediler ve çıkıp gittiler. Pizzacı, parasını yerleştirdikten sonra kapıya
Sonsuz hayal çemberinin girdabına kapılmış insanların oluşturduğu bir ülkede, iki kişi, ansızın düşerek kendilerini bilmedikleri bir yerde buldular.