Gök Gürültüsünün Eziciliği
Yanında donakalmış bir insanın gözlerine doğru elini uzattı ve salladı, hareket yoktu. Bir adım ileriye gitti, kimse fark etmedi. Sağa gitti, sola gitti, biraz koştu
Yanında donakalmış bir insanın gözlerine doğru elini uzattı ve salladı, hareket yoktu. Bir adım ileriye gitti, kimse fark etmedi. Sağa gitti, sola gitti, biraz koştu
O gün de her zaman ki gibi şıktı, beyaz gömleği, siyah frağı üzerindeydi. Üzerinde olan birde güneşin yakıcı ışıklarıydı, kafasını kaldırıp güneşe baktı, gülümsedi, öleceğini
Tanrının gökte de olduğuna inananlardandı. Evin tavanını hiçe sayarak yukarıya baktı. Önce göğü hayal etti sonra da göğün sahibini. Ona şöyle yalvardı: “Al benden tüm
Onlar sele kaptırdıkları evlerinin akıbetini, artık gülünç bir olay diye sıkça anlatırlar, kendi çocuklarına; çocukluk günlerinde geçen ve neşeyle hatırlanan anılar gibi. Ta ki Rus ordusu,
Sayıları fazla olmasa da bir mahalle onların adıyla anılıyordu Maraş'ta. Nereden geldiniz diye soranlara; “Maraşın him taşını biz diktik” derdi Abdal Halil Ağa.
Ne kadar mutluyduk azla yetinirken ya da belki çocuktuk, karabiber serpiştirilmiş sıcak pilavın yıllar sonra bizi alıp, çocukluğumuza götüreceğini bilmeden… Siz de bugün ya da
Ben çoktandır şöyle ince belli, ortasında ve ağzında kırmızı bir kuşak olan çay bardağı arıyorum, çocukluğumda ve yeni yetmeliğimde höpürdete höpürdete tavşan kanı mis gibi
Annette’nin yanı başında, içimden dua ederken ellini tuttum. Aslı, bir pamuk parçasını suya ıslatıp Annette’nin dudaklarını sildi. Hırıltıya dönüşmüştü soluğu. Derin bir nefes aldı, göğsü
Rönesans, gerek görüngenin keşfedilmesi gerekse baskıların ortadan kalkmaya başladığı bir dönem olması nedeniyle öykü anlatıcılığına birtakım olumlu etkiler sağlamıştır. Bu dönemde sanatçılar var olanı yinelemeyi