Ferzan Ali Aygen’le Söyleşi
Deniz resimleri yapmak, renkleri ve ışıkları sürekli hareket hareket halinde olan değişimi yakalamak, sonsuzluğu ve derinliği yansıtmaktır. Bu optik değişimin etkilerini seviyorum.
Deniz resimleri yapmak, renkleri ve ışıkları sürekli hareket hareket halinde olan değişimi yakalamak, sonsuzluğu ve derinliği yansıtmaktır. Bu optik değişimin etkilerini seviyorum.
İşte bu eski, müzede saklı gibi köhne bir hayat yaşayan Gurzufluların içinde babam günün birinde milliyetçi oluverir. Ben daha yokum ama, babamın miiliyetçiliği benimle başlıyor
“Deli Mustafa ve komutanı Ömer Paşa, aynı İsveçli kıza âşık olurlar. Sevdikleri kız uğruna iki erkek kıyasıya kavgaya tutuşurlar. Deli Mustafa komutanı Ömer Paşayı hançeriyle
Akşam üstüydü. Güneşin son ışıkları Han Camilerinin minarelerinden inip harem kulelerini, saray bahçelerini, tepeleri tarayıp batıya çekiliyordu. Tahta bir köprünün korkuluğuna dayanıp bunun kıyısında cenk
Ayrılık Şarkısı, hem sözleri hem hafızamızdaki onu seslendiren büyük şarkıcıların sesiyle, belleğimizin bir köşesine yerleşip unutulmaz bir esere dönüştü.
...Sıcak bir ağustos günüydü. Şehrin kenarındaki eve bir araba yanaştı. Arabadan inenlerden biri, babasını Meyirgül ablanın evine getiren Arman’dı. Evin önündeki elma bahçesini görür görmez
Harblerin dâima ön safında giden ve yüz bin ok arasında ölmeyen, ölmek bilmeyen, ölemeyen lâyemut «Attilâ» bir kadının batırdığı zehirli dikiş iğnesiyle öldü. «Attilâ» bir
Bozgunla biten o anlatılmaz maceranın döküntüleri sılasına kavuşan bu silâh arkadaşlarına vagonların pencerelerinden donuk donuk bakıyorlardı. Ne gülen, ne el sallayan, ne de bir çift
Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmıyacağım; vallahi ve billahi!