Burmalı Apolet: Bir Gelibolu Anısı
Kolağası Ramazan Ağa, sanki yarım asır evvel, kuytu bir tepede bulunduktan sonra, beyaz kağıt yaprağı arasına bırakılmış ve yalnız elyafı muhafaza edilen ince ve kuru
Kolağası Ramazan Ağa, sanki yarım asır evvel, kuytu bir tepede bulunduktan sonra, beyaz kağıt yaprağı arasına bırakılmış ve yalnız elyafı muhafaza edilen ince ve kuru
Koca Ali yine cevap vermedi. Acı acı gülümsedi. Kızardı. Sonra birden sarardı. Hızla döndü. Bilediği satırların en büyüğünü kaptı. Sıvalı kolunu yüksek kıyma kütüğünün üstüne
Osmanlı Sarayının kimileyin sahiplendiği, kimileyin başınızın çaresine bakın diyerek görmezden geldiği bir avuç Türk’ün kurduğu “Garp Ocakları”, Akdeniz’i, nasıl “Türk Gölü” adıyla anılır kıldının öyküsü,
Dünya televizyon ve radyoları bir kısa haber geçti, alt yazı ile: “Yoğun izdihamda Kâbe’de bir hacı adayı ezilerek öldü…” Batılı seyirciler, dinleyiciler içten içe güldü.
İrfan iç güveysi gidiyordu. Pazartesi günü nikâh kıyıldı. Zifafın Haley’in leyle-i temasına müsadif olması matlup olduğu için çarşamba günü yüz yazısı addedilecek, perşembe gecesi güvey
Aşkabat sokaklarının güler yüzlü seyyar dövizcileri hiç yanlış iş yapmazlar.
Kimdir, necidir, kimse bilmez onları. Giydikleri kıyafetler birbirine benzediğinden ayırt etmek mümkün olmaz birini diğerinden.
Yazar, farklı kültürel unsurlar üzerinden karşılaştırmalar yaparak izlenimlerini somutlaştırıyor ve yer yer okuyucuyu tarihin derinliklerine daldırıp çıkartıyor.
Yazarın, kaynağı Türklerin yaşadığı yurtlarda olan bu üç söylenceyi, Türkiye’de bilinen kollarından derleyerek yazması; yayınevi yöneticilerinin de “Türk” yerine “Anadolu” adını öne çıkarması nedeniyle yapıtın