Memleket Hikâyeleri
Osmanlı Devletinin yenilgi üzerine yenilgi aldığı, işgalcilerin İstanbul'a dek ulaştığı, işbirlikçi ayrılıkçıların her gün yeni bir karışıklık yarattığı karanlık günlerden ve çaresiz halkın yaşadıklarından kesitler
Osmanlı Devletinin yenilgi üzerine yenilgi aldığı, işgalcilerin İstanbul'a dek ulaştığı, işbirlikçi ayrılıkçıların her gün yeni bir karışıklık yarattığı karanlık günlerden ve çaresiz halkın yaşadıklarından kesitler
Aydın bakışıyla Türk Sinemasına özgün yapıtlar armağan eden Metin Erksan, sıradan öykülere getirdiği sıradışı yorumlarla belki de dönemi geçtiğinde yitip gidecek pek çok öyküyü yaşamın
"Zaman zaman Dede Korkut üslûbuna yaklaşan, Türkmen hayatındaki folklorik ve tarihî unsurları bütün bakirliğiyle gözler önüne seren Kara Yıldırım romanının Türk okuyucusunun hafızasından güzel çağrışımlar
Bir dakika sonra ayrılmışlardı. Feride, uzun bir susuzluktan sonra berrak bir dereden kana kana su içen bir kuş gibi canlanıyor, ayağını yere vurup yüzünü göstermemek
Soğuk havada ocakta demlenen çayın leziz tadı nasıl ki damaklarda tat bırakıyorsa, Bir çay içiminde Türkmenistan da benim ruhumda öyle iz bıraktı.
Aman ya Rabbi, iki yüz elli bin lira… Elimin altında, bu kitapta iki yüz elli bin lira var! Fakat acaba mümkün olup bunu meydana çıkarabilecek
Osmanlının yıkılışını, Cumhuriyet’in kuruluşunu yaşamına sığdırmış, olağanüstü zamanların kuşağı içinde yer alan Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun, ilk kez 1922 yılında, Varlık yayınevince yayımlanan, içerisinde yirmi sekiz
Her ayrıntının uzun uzun anlatıldığı romanda, Türkiye’de karşılığı yokmuş gibi ya yabancı sözcüklerle yeri doldurulan ya da kasıtlı olarak yerine kısırlaştırıcı küresel sözlerin sokuşturulduğu pek
Cahit Sıtkı ve Otuz Beş Yaş, birbirine karışmış iki ad… Birini anınca, ötekini hatırlamamak olanaksız. Bu kitap günümüz edebiyatının en çok tutulan, en çok sevilen