Title Image

Abdullah Efendinin Rüyaları

Ahmet Hamdi Tanpınar
Ahmet hamdi tanpınar

Abdullah Efendinin Rüyaları

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ilk öykü betiği olan Abdullah Efendinin Rüyaları, aynı adla anılan ilk öyküden başka dört öykü daha içerir: Geçmiş Zaman Elbiseleri, Bir Yol, Erzurumlu Tahsin ve Evin Sahibi.

 

Metin Erksan tarafından televizyona uyarlanan Geçmiş Zaman Elbiseleri, öykü olarak yakaladığı etkiyi kurmaca ile sürdürdü. TRT Kurumunca 1975 yılında gösterilen televizyon sineması biçimindeki yapım, yönetmenin Türk yazarlarının yapıtlarından uyarladığı beş kurmacadan biridir.

 

Türk düşünce dünyasının iki önemli sanatçısını bir araya getiren yapıtın, gerçek üstü yaklaşımları, simgesel anlatımları ve kurmacaya uygun konusuyla hem yazın hem de sinema alanında etkili izleri oldu.

 

Geçmiş Zaman Elbiseleri’nden

 

Birdenbire içi burkuldu. Karısnın okumadığı mektubu hatırına gelmişti. Üç gündür bu mektubu bekliyordu. Seher bir evvelkinde oradaki hayatlarına ve bilhassa çocuklara dair çok acayip şeyler yazmıştı.

 

“Babam geldik geleli oğlana “kereta” demesi için yapmadığını bırakmıyor. Ayrıca her akşam da bir küfür öğretiyor. İleride Lazım olur. En sağlam akçadır. Bozdurur rahatını satın alırsın!.. diyor.

 

Çocukların ikisi de akşamları yemek yerine mezeye alıştılar. Hele oğlan babamla karşı karşıya yudum yudum su içerek yemeğini yiyor. Ben de galiba biraz akşamcılığa alıştım. Hulâsa evcek acayip bir mektebe başlamış gibiyiz. Şaka bir tarafa çocukların terbiyesi bozulur mu dersin?

 

“Çocukların terbiyesi!” diye düşünmek istedi. Fakat şu dakikada bu mesele ona hiç de ciddi görünmüyordu. Belki de Seher’in telaşı sadece sayfa doldurmak içindi.

 

Karısının ayda bir kere babaısna gönderdiği mektupları yazarken çektiği sıkıntıyı içinden yarı gülerek hatırladı. “Ne olur, bir şey söyle de yazayım! Bu gözü kör olası kendi kendine dolmaz bilirsin, boş da gönderilmez.” diye durmadan sızlanırdı.

 

Ama yine dört beş sayfayı ağzına kadar doldurmadan postaya vermezdi. Sorduğu zaman da “Ne yazılır canım, ııvır zıvır işte! İstersen al oku!” derdi. Sabri o mektuplardan bir tanesini olsun okumadığına şimdi hayıflanıyordu. Okumuş olsaydı, belki şu anda om kadar telaş etmezdi. “Şüphesiz benim mektuplar da öyle yazılıyor”

 

"Bilgi Paylaştıkça Çoğalır"
No Comments

Post a Comment