İÇİNDEKİLER
Abdullah Efendinin Rüyaları - EDE YAYIMCILIK
25307
post-template-default,single,single-post,postid-25307,single-format-standard,stockholm-core-2.1.6,select-theme-ver-7.5,ajax_fade,page_not_loaded, vertical_menu_hidden,menu-animation-underline,side_area_uncovered,,qode_menu_,qode-mobile-logo-set,wpb-js-composer js-comp-ver-6.5.0,vc_responsive
Title Image

Abdullah Efendinin Rüyaları

Ahmet Hamdi Tanpınar
Ahmet hamdi tanpınar

Abdullah Efendinin Rüyaları

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ilk öykü betiği olan Abdullah Efendinin Rüyaları, aynı adla anılan ilk öyküden başka dört öykü daha içerir: Geçmiş Zaman Elbiseleri, Bir Yol, Erzurumlu Tahsin ve Evin Sahibi.

 

Cumhuriyetten Sonra Hikaye ve Roman adlı yapıtında Tahir Alangu, Tanpınar’ın yazarlık yöneliminin izlerini şu tümcelerle özetliyor: “Ahmet Hamdi, insanlarla madde dünyasının ilişkileri ve buradan doğan gerçek çatışmalardan bilerek ve isteyerek uzak kaldı, Onun hikaye ve romanlarında denge ve ilişkileri alt üst olmuş, düzenine işlenmesi imkansız, daha doğrusu düzen dışı yaşamanın mahşeri kargaşalığı var. Onun kişileri, bizim gerçekçilerimizin anlattıkları, gündelik yaşamayı sürdüremezler.” 

 

Abdullah Efendinin Rüyaları betiğindeki öyküler, dili, içeriği ve anlatımı ile sinemanın imgelem evrenine uygun düşerdi ve Tanpınar’ın düşünce dünyasının yoldaşlarınca sanatın yeni dalına doğru çekildiler.

 

Metin Erksan tarafından televizyona uyarlanan Geçmiş Zaman Elbiseleri, öykü olarak yakaladığı etkiyi kurmaca ile sürdürdü. TRT Kurumunca 1975 yılında gösterilen televizyon sineması biçimindeki yapım, yönetmenin Türk yazarlarının yapıtlarından uyarladığı beş kurmacadan biridir.

 

Türk düşünce dünyasının iki önemli sanatçısını bir araya getiren yapıtın, gerçek üstü yaklaşımları, simgesel anlatımları ve kurmacaya uygun konusuyla hem yazın hem de sinema alanında etkili izleri oldu.

 

GEÇMİŞ ZAMAN ELBİSELERİ'nden

 

Birdenbire içi burkuldu. Karısnın okumadığı mektubu hatırına gelmişti. Üç gündür bu mektubu bekliyordu. Seher bir evvelkinde oradaki hayatlarına ve bilhassa çocuklara dair çok acayip şeyler yazmıştı.

 

“Babam geldik geleli oğlana “kereta” demesi için yapmadığını bırakmıyor. Ayrıca her akşam da bir küfür öğretiyor. İleride Lazım olur. En sağlam akçadır. Bozdurur rahatını satın alırsın!.. diyor.

 

Çocukların ikisi de akşamları yemek yerine mezeye alıştılar. Hele oğlan babamla karşı karşıya yudum yudum su içerek yemeğini yiyor. Ben de galiba biraz akşamcılığa alıştım. Hulâsa evcek acayip bir mektebe başlamış gibiyiz. Şaka bir tarafa çocukların terbiyesi bozulur mu dersin?

 

“Çocukların terbiyesi!” diye düşünmek istedi. Fakat şu dakikada bu mesele ona hiç de ciddi görünmüyordu. Belki de Seher’in telaşı sadece sayfa doldurmak içindi.

 

Karısının ayda bir kere babaısna gönderdiği mektupları yazarken çektiği sıkıntıyı içinden yarı gülerek hatırladı. “Ne olur, bir şey söyle de yazayım! Bu gözü kör olası kendi kendine dolmaz bilirsin, boş da gönderilmez.” diye durmadan sızlanırdı.

 

Ama yine dört beş sayfayı ağzına kadar doldurmadan postaya vermezdi. Sorduğu zaman da “Ne yazılır canım, ııvır zıvır işte! İstersen al oku!” derdi. Sabri o mektuplardan bir tanesini olsun okumadığına şimdi hayıflanıyordu. Okumuş olsaydı, belki şu anda om kadar telaş etmezdi. “Şüphesiz benim mektuplar da öyle yazılıyor”

EDE YAYIMCILIK

bilgi@edekitap.com

Bizler hikaye anlatıcılarıyız. Bu bizim genlerimizde var. Görkemli öykü anlatımı ilgi çeker, yaşam tarzlarını tanıtır ve ortak ruh yaratır. Binlerce yıldır birike gelen öykülerimizi, yaygın iletişim alanları için yeniden tasarlarız. Özüne uygun geliştirir, etkileyenleri göz önünde bulundurarak güncelleriz. Biz, EDE’yiz. Değer üretiriz.

Okur Görüşlerine Açık Sayfa

Yorumlayınız

BİR ÇAY İÇİMİNDE TÜRKMENİSTAN