Ya sabır Hacı… Ya Sabır!
Dünya televizyon ve radyoları bir kısa haber geçti, alt yazı ile: “Yoğun izdihamda Kâbe’de bir hacı adayı ezilerek öldü…” Batılı seyirciler, dinleyiciler içten içe güldü.
Dünya televizyon ve radyoları bir kısa haber geçti, alt yazı ile: “Yoğun izdihamda Kâbe’de bir hacı adayı ezilerek öldü…” Batılı seyirciler, dinleyiciler içten içe güldü.
Aşkabat sokaklarının güler yüzlü seyyar dövizcileri hiç yanlış iş yapmazlar.
Kimdir, necidir, kimse bilmez onları. Giydikleri kıyafetler birbirine benzediğinden ayırt etmek mümkün olmaz birini diğerinden.
Yazar, farklı kültürel unsurlar üzerinden karşılaştırmalar yaparak izlenimlerini somutlaştırıyor ve yer yer okuyucuyu tarihin derinliklerine daldırıp çıkartıyor.
Ben o zaman çocuktum, insanları yaşlarına göre hep babalarım, analarım, kardeşlerim sayardım. Kendi mi de dünyada bir sığıntı, bir çile çekici değil, beklenen bir konuk,
Samet Ağaoğlu, "Aşina Yüzler" betiğinde, Cumhuriyet dönemi başlarından ellili yılların sonlarına dek geçen sürede, etkin olmuş kimi ekin adamlarıynan, üst düzey diye tanımlanan görevliler arasından
Sen, vatan haritası üstünde, yüzde seksen varlığınla hâlâ meçhul bir Sarı Çizmelisin, Mehmet Ağam! Ebesiz doğarsın, ilâçsız büyrsün, ve… doktorsuz ölürsün sen! Yayıktan aldığın bir
Günler, kuvvetli bir rüzgarın sürüklediği beyaz bulut kümecikleri gibi birbiri arkasına geçip gidiyorlardı. Ve biz, bunların sonunda muhakkak bir fırtına kopacağını seziyorduk.
“Rus orduları topları ile memleket kapılarına dayanmışken, kendi tabutlarını hazırlamakta meşgul olan Türkistan Türklerinin iç kavgalarının belgeseli, destansı bir aşkın romanı.”