Kuvayı Milliye Ruhu
Sonsuz hayal çemberinin girdabına kapılmış insanların oluşturduğu bir ülkede, iki kişi, ansızın düşerek kendilerini bilmedikleri bir yerde buldular.
Sonsuz hayal çemberinin girdabına kapılmış insanların oluşturduğu bir ülkede, iki kişi, ansızın düşerek kendilerini bilmedikleri bir yerde buldular.
Akdenizin yazarı diyebileceğimiz Halikarnas Balıkçısı, yapıtlarını öykü anlatıcılığı ya da roman yazarlığı gibi kalıplara sığmayan bir biçemle yazar.
Türk ve dünya okurları arasında, ""Kırgız" sözünün karşılığı gibi algılanan Cengiz Aytmatov‘un, yaşadığı gerçekliği kurguladığı yapıtlardan biri.
Ahıska Türkleri denilince hemen herkesin aklına 14 Kasım 1944’de hayvan vagonlarına doldurularak, Türkistan topraklarına sürgün edilen insanlar gelir.
Arada gözlerimi açıyor, tencerede kızgın yağda pembeleşen soğanlara daldırıyordum kaşığımı bir iki çeviriyor, hoop bir yarım dönüşle buzdolabının kapağını açıyorum, kıvrak hareketle elimi uzatıyorum. Davetime
Birden dizini yere vurdu ve kucağındaki kardeşim ağlamaya başladı. Annem oyunu kaybetmişti çünkü ona sus kızım sus demeye başladı. Ama kazanan ben olacağım bu
Çocuğun içi içine sığmamış. Ne yapsa da girse o torbanın içine. Oturmuş sıralamış, öğrendiği tüm duaları. Torbaya sığan cüce kadar küçük olmayı dilemiş. O kadar
Kişiliğin örselenmesi yahut sarsılarak oluşması sürecini, özgür bir ruhla gözlemleyen ve yorumlayan öyküleri, öldüğü yıl yayımlanan, Göç Zamanı adlı betikte yer aldı.
Balkan Bozgununun ve Birinci Dünya Savaşı yenilgisinin, ruhları acıyla beslediği korkunç ve çaresiz zamanlarda Faruk Nafiz Çamlıbel, ezinç gönlünü şiirle avutmayı, yurdun karanlık ufkuyla bunalan