Yusuf Ziya Ortaç
Türk yazınına, değişik türlerde yazdığı yapıtlarıyla katkı veren Yusuf Ziya Ortaç 1895’te İstanbul’da doğdu. İki Türk devletinden birinin yıkılışını, birinin kuruluşunu yaşayan kuşağın çırpınışlarını, umutlu
Türk yazınına, değişik türlerde yazdığı yapıtlarıyla katkı veren Yusuf Ziya Ortaç 1895’te İstanbul’da doğdu. İki Türk devletinden birinin yıkılışını, birinin kuruluşunu yaşayan kuşağın çırpınışlarını, umutlu
Ak Deve romanı, Azerbaycanlı Türk yazar Elçin Efendiyev’in, Türkiye Türkçesiyle, 1999 yılında yayımlanan dördüncü betiği.
Kuşları boğdular, çimenleri söktüler, yollar çamur içinde kaldı. Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak
Elçi yine gözleri yerde, geri geri gitti. Ortadaki neferin omzundan topuzu aldı. Bu gayet ağır, altın yaldızlı, sarı parlak kabzalı bir aletti. Yere bakarak yürüyor,
Değişmez olan bir gerçek var: Hiç kimse önceden kaderini, başına gelecekleri bilemez; sadece hayat bunu gösterir. Kader, başka türlü nasıl olurdu ki?
Şık denince elinde gantı, cebinde kartı olan, fakat üstünde nakdi bulunmayan nazenin, derhâl bastonuyla, kostümüyle, nazarlarda tecessüm eder!
Ekber, Timurun yedinci ve Türk diliye yazarak bırakmış olduğu eşsiz eserlerle adını edebiyat âleminde de yaşatmağa muvaffak olan Babur’ün birinci torunudur.
Kabulleniş ve çaresizlik. Yoksa ikisinin lügattaki karşılığı aynı mıydı? Öyle bile olsalar, eşanlamlı sözcüklerdi artık onun için.
Nüzhet'in yeknesaklıktan bu şikâyeti, fena isteklerin başlangıcı mıydı? Yoksa birkaç günkü dargınlığımızın bir genç kız ruhunda açtığı his boşluğundan yorulması mı?