Altı Karlıyev’in Becerisi
Sovyetlerin efendisi Moskova, zaman zaman kendi zalimliğinin dehşetinden irkilir ve zulüm ettiklerinin gönlünü almaya yönelik girişimlerde bulunur. Türkmenistan’da da Mahdumkulu adına koyduğu yasağı birazcık gevşetir. Mahdumkulu’nun hayatını konu alan bir sinema filmi çekmesi için Altı Karlıyev’i görevlendirir. Film çekilir, kurgulanır ve gösterime hazır hale getirilir.
Moskova’dan gelen denetçiler filmi izlemeye başlar. Çölde geçen bir sahnede Mahdumkulu, işgalcilerin temsilcisi Rus komutanla karşılaşmakta; Rus komutan muzaffer bir eda ile Mahdumkulu’nun elini sıkmaktadır. Buraya kadar her şey olması gerektiği gibidir. Ancak sahnenin sonuna doğru denetçiler oturdukları yerden zıplar, şaşkınlıkla birbirlerine baka kalırlar.
Altı Karlıyev yapacağını yapmıştır. Sömürgeci Rus’la tokalaşan Mahdumkulu, bir sonraki resimde sağ elini kuma doğru sokar. Altı Karlıyev, Mahdumkulu atasının bir Rus’la tokalaştığı için kirlenen elini temizletir, bozulan abdestini teyemmümle tazeletir. Tabi yer yerinden oynar. Yöneticiler, sahnenin derhal çıkarılmasını ister ama Altı Karlıyev, Nuh der peygamber demez ve sahneyi çıkarmaz. Film öylece Türkmen halkına gösterilir.
Görevini ifa etmenin hazzıyla başta Karlıyev olmak üzere, halk, son derece hoşnuttur olanlardan. Fakat yalanlar imparatorluğunda her şeyin bir çaresi vardır. Film Moskova’ya götürülür. Aşkabat’ta olduğu gibi gösterime giren film, Moskova’da ise teyemmüm sahnesi kesilerek gösterilir.
Altı Karliyev, Türkmen kimdir sorusunun, en belirgin cevabıdır. Onun duruşu ve tavrı Türkmenlerin ruh yapıları hakkında çok önemli ipuçları verir. Tavizsiz, buyruk altına girmeyen bağımsız karakteri, soydaşları gibi Altı Karliyev’i de saygın ve onurlu bir konuma yüceltir. Türkmenler, Sovyetler Birliği zamanında düzenin yok saydığı değerlerini ısrarla yaşatmışlar ve bu amaç uğrunda her zeminde mücadele etmişler; insanlıklarını ve onları insan yapan Türkmen kimliğini diri tutmuşlar.
Odasını bile istediğim gibi düzenleyemeyeceğim bakanlığınız sizin olsun…
Türkmenistan’ın en iyi sinemacısı olarak kabul edilen Altı Karlıyev’e, dramaturg, senarist ve yönetmen sıfatlarından sonra, bakanlık sıfatı da yakışır düşüncesiyle, onu kültür bakanlığına atarlar. Altı Karlıyev, görevi kabul eder ve makamına gider. Görevlilerle görüşür, odadaki masa ve sandalyelerin boşaltılmasını ister; yerlere ve duvarlara Türkmen halıları döşenmesini, odanın, Türkmen usulüne uygun bir mekân haline getirilmesini söyler.
Herkesi bir telaş alır. Karlıyev’in tavrı kulaktan kulağa fısıldanmaya başlar. Koşuşturmalar, görüşmeler sonunda Garlıyev’e, odanın mefruşatının değiştirilemeyeceği, bunun düzenle uyuşmayacağı söylenir. Altı Karlıyev, söylenenleri dinler, söyleyenleri tepeden tırnağa süzer ve genlerinin binlerce yıldır ona yüklediği vakur bir ifadeyle, odasını bile istediğim gibi düzenleyemeyeceğim bakanlığınız sizin olsun diyerek görevi iade eder.
Bir Çay İçiminde Türkmenistan s.37
Buraya ilk Yorumu siz yazacaksınız