İÇİNDEKİLER

Yarınki Turan Devleti

Ömer Seyfettin
Yarınki Turan Devleti ömer seyfettin

Yarınki Turan Devleti

Türk öykü yazarlarının öncülerinden Ömer Seyfettin, içinde bulunduğu çağın tüm olumsuz koşullarına ve onulmaz baskılarına karşın umudun, direncin önderliğine soyunmuş bir Türk aydını. Yapıtlarını çığır açan, yön çizen doğrultuda yazan Ömer Seyfettin, onlarca öyküyle özgür düşüncenin de bayraktarlığını yapmış.

 

Sayısı yüz elli olarak bilinen öyküleriyle sınırlı değil, Ömer Seyfettin yapıtları. Öyküleri, yazarın derinlikli düşünce acununun en üretken yanının göstergeleri olmakla birlikte, ufuk açıcı başkaca yapıtları da var. Yarınki Turan Devleti betikçiğiynen, yirmiyi aşkın şiiriynen Ömer Seyfettin, gözlerden kaçması olanaksız, görkemli, dirençli bir Türk kalesi değerinde.

 

Bir kaç yapraklık betiniyle gözden kaçması olası, uyarı niteliğindeki Yarınki Turan Devleti betiğinin ululuğu, görkemi okununca anlaşılıyor.

 

“Ey bu küçük kitabı okuyan
Sen eğer milletinin ne kadar büyük ve kuvvetli olduğunu bilmeyen bir zavallı isen, eğer milli ve mukaddes mefkurenin hayat verici nurları senin ruhuna aksetmemişse mutlaka gülecek ve:
— Hakikaten ne uzak bir hayal… diyeceksin. Fakat emin ol ki yanılıyorsun. İhtimal senin duymadığın ilahi bir nefes ürperten ve uyandıran hararetiyle bütün Turan’ı sarıyor…
Muhitindeki değişikliği, hareketi görmüyor musun? İstersen bu hayat ve halâs alametini hayal farzet. Lâkin bütün hakikatlerin evvelâ bir hayâl ve tasavvur derecesi geçirdiğini unutma. Ve hatırla ki fiilin meşimesi fikirdir.

 

YARINKİ TURAN DEVLETİ'nden...

 

Eski Tanzimat maarifiyle yetişmiş olanların asla inanamayacakları şeylerden birisi de Türk milletinin nüfusudur. Avrupalılar, bilhassa «İtilâf-ı Müselles» âlâimleri ve onlara iman eden Tanzimatçılar Türkleri keyfiyetçe küçültüp alçalttıkları gibi kemiyetçe de küçültür ve ehemmiyetsiz bir dereceye indirmek isterler.
O halde biz de «Türk» derken ırk ve kan cihetlerini derin derin araştırmamalıyız. Bir ferdin
Türk olmak için Türkçe konuşması, Müslüman olması, Türk terbiye ve örfünün içinde yaşaması kâfidir
Moskof Efendilerinden aldığı emre uyan Bulgar Prensi Ferdinand müstakil Çarlık ilân etti.
Avusturya İmparatoru (François Josef) de Bosna Herseği kendi topraklarına kattı.
Almanya – Rusya – Fransa arasındaki ilk anlaşma yürütülseydi bu kurulan mekanizmanın asıl sivri ucu İngiltere’ye çevrilecekti.
Fakat VII. Edvard ile anlaşınca, Rusya bu anlaşma ile Fransa’ya karşı olan angajmanlarını çiğnemiş oluyordu. Bakanları Çar’ı ikaz ettiler. Biraz sonra Fransa’nın müdahalesi ve VII. Edvard’ın uyanıklığı sayesinde Ruslarla İngilizler arasındaki geçici anlaşmazlıklar halledildi.
Bu suretle Türklere karşı olan RUS ve İNGİLİZ menfaatleri birleştirildi. Ve Birinci Cihan Savaşında büyük rol oynayan Üçlü Anlaşma (Rus- İngiliz – Fransız) anlaşması meydana geldi.
Doğu Türkistan’dan başlayarak Orta Asya, Kafkasya, Azerbaycan, İran ve bütün Ortadoğu ülkelerindeki İNGİLİZ nüfuzu, kudreti ve çalışmaları arttı.
Esasen Doğu Türkistan hâkimi Yâkup Han daha Sultan ABDÜLAZİZ devrinde baskılara rağmen Kraliçe Viktorya’ya bağlılığı kabul etmemiş, Osmanlı Padişahını tanımış, ona bağlanmıştı.
Türkiye dahil, doğudan batıya, kuzeyden güneye bütün TÜRK İLLERİNDEKİ İngiliz konsoloslukları, adamları ve ajansları artmış,
Arkeologlardan. Biyologlara kadar türlü ilim adamı sıfatı altındaki tetkikçi ve tahrikçiler müşterek Rus – İngiliz menfaatleri hesabına çalışmaya başlamışlar veya bu çalışmaları arttırmışlardı.
Asya’da Siberya hattının ilerlemesi de ilk hamlede Rusların işini kolaylaştırdı. Orta Asya’daki Türklüğü tepeleme ve Turam yok etme yolunda kullanıldı. Her tarafa Rus göçmen kolonileri yerleştirme siyaseti de almış yürümüş, Siberya’nın değeri artmıştı.
Buna karşılık Türkiye’de başlayan Türkçülük ve Turancılık cereyanı yabancı illerde esir yaşayan TÜRK BOYLARINI uyandırma ve KÜLTÜR BİRLİĞİ sağlama yolunda da kendiliğinden gelişmeler göstermiştir.

EDE YAYIMCILIK

bilgi@edekitap.com
Buraya ilk Yorumu siz yazacaksınız

Yorumunuzu Ekleyiniz