İÇİNDEKİLER
İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç - EDE YAYIMCILIK
24977
post-template-default,single,single-post,postid-24977,single-format-standard,stockholm-core-2.1.6,select-theme-ver-7.5,ajax_fade,page_not_loaded, vertical_menu_hidden,menu-animation-underline,side_area_uncovered,,qode_menu_,qode-mobile-logo-set,wpb-js-composer js-comp-ver-6.5.0,vc_responsive
Title Image

İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç

Halimat Bayramuk
халимат байрамук

İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç

Halimat Bayramuk, “İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç” diye sözü yazıya dökmeseydi, sözü edilen olaylar unutulup gidecekti. Karaçay Türklerinden, Karaçay Türklerinin on dört yıl süren karanlık günlerinden, kendilerinden başka kimsenin bilgisi olmayacaktı.

 

Ahıska Türklerinin, Kırım Türklerinin başına gelen felaketin Karaçay Türklerini de darmadağın ettiğini görmeyenler, duymayanlar yaşamları boyunca bilmeyeceklerdi.

 

Kafkasya neresiydi, orada kimler yaşardı; Kafkasya’da yaşayanlar Türkiye Türklerinin nesi olurdu? Yanıtlar, “İki Kasım Bin Dokuz Yüz Kırk Üç” betiğinden önce başka olurdu, sonra bambaşka:

 

“Kapı sert sert vuruluyordu. Goka irkilerek uyandı. Yerdeki geyik derisine ayaklarını basarak kulak kesildi. Yine kapı durmadan dövülüyordu. Yandaki odadan Habiybat çıkarak:

-Nedir bu gürültü? -dedi.

-Senin saklayıp durduğun kibritlerin nerede? – diyerek Gokka, Kemishan’ın önlüğünü karıştırmaya başladı.

Kapı ise vuruluyor, vuruluyordu…

-İşte kibritleri buldum, konsoldaymış. -diye elleri titreyerek gaz lambasını yaktı. Kalbi yerinden fırlayacakmış gibi doluyordu.

-Ne oldu, kapılar niye dövülüyor? -diye selendi Majay öbür odadan.

-Bilmiyorum baba -diye ona söyleyerek, Gokka kızkardeşinin alacalı geceliğini üstüne atarak kapıya gitti;

-Kimsin, ne istiyorsun? -diye Karaçay şivesinde sordu.

-Aç kapıyı biz askeriz, -diye Rusça cevabı duyunca, Gokka’nın kalbine büyük korku girdi.

Kapıyı açtı, ellerinde otomatik tüfekleriyle içeriye iki kişi hışımla girdi. Onlardan biri teğmen rütbeli idi.

-Hazırlanınız, iki saat vaktimiz var! -diye buyruk verdi.

-Nereye, niçin? -dedi Gökka, kulaklarına inanamıyarak.

-Nereye gerekiyorsa oraya! Niçin diye sorma! Almanlarla işbirliği yaptığınız için, anladın mı? Konuştuğun yeter, topla eşyanı! -diye azarladı.
Teğmen odada ileri geri konuşuyor, soldat da tüfeğinin namlusunu Gokka’ya çevirerek kapının önünde dikiliyordu.

-Birincisi, bana -sen- diye konuşma, ben senin dengin değilim; ikincisi de burada Almanlarla işbirliği yapan kimse yok. Burada…

-Kes sesini! -diye bağırarak teğmen yanındaki sandalyeye bir tekme vurarak onu fırlattı. Oyalanmadan hazırlanın, benim sizinle uğraşacak vaktim yok. İki kişi için ikiyüz kilo yük alabilirsiniz. Anladın mı? Anlamadıysan anlatırım! -diye otomatının ucunu Gokka’nın göğsüne dayadı.”

 

EDE YAYIMCILIK

bilgi@edekitap.com

Bizler hikaye anlatıcılarıyız. Bu bizim genlerimizde var. Görkemli öykü anlatımı ilgi çeker, yaşam tarzlarını tanıtır ve ortak ruh yaratır. Binlerce yıldır birike gelen öykülerimizi, yaygın iletişim alanları için yeniden tasarlarız. Özüne uygun geliştirir, etkileyenleri göz önünde bulundurarak güncelleriz. Biz, EDE’yiz. Değer üretiriz.

Okur Görüşlerine Açık Sayfa

Yorumlayınız

BİR ÇAY İÇİMİNDE TÜRKMENİSTAN