İki Telli Dutar ve Kartal Çığlığı
Severek, zevkle okuduğum, kitapçı dükkânlarının görünmeyen yerlerinde, bir kıyıda kalmış, fark edilmeyi bekleyen kitaplardan biriydi, Bir Çay İçiminde Türkmenistan.
Severek, zevkle okuduğum, kitapçı dükkânlarının görünmeyen yerlerinde, bir kıyıda kalmış, fark edilmeyi bekleyen kitaplardan biriydi, Bir Çay İçiminde Türkmenistan.
İkinci bir kitabımız daha var tanıtacağımız. Adı: "Bir Arpa Boyu Yol", yazarı Prof. Dr. Ayşe Filiz Avşar, Ede Yayıncılık tarafından yayımlanmış. Birkaç hafta önce Ayşe Hoca'nın "Aşkın Adı Rize" adlı kitabından söz etmiştim. Bugün de bu kitap
Gagauzya’da ceviz ağaçlarına, Kabil’de bir kilime bakarken; Prizren’de bir tekkeyi, Gürcistan’da bir kaleyi ziyaret ederken; Sudan’da bir hastane de, güzel gözlü insanları tedavi ederken Ayşe Filiz Avşar’ın içten anlatıları, okura şunu düşündürtüyor: Vardığın her yere vatanım mı dedin?
Gezmek, yeni yerler görmek, değişik bölgelerde yaşayan insanlarla tanışmak, sonradan kazanılan bir alışkanlık mı yoksa yaratılıştan gelen bir özellik mi?
Falih Rıfkı Atay, Osmanlı devletinin çöküş yıllarındaki bungun günlerin, yılmaz, dirençli bir aydını olarak öne çıkan; içerden, dışardan desteklenen yıkıcı kötülüklere başkaldıran kuşağın içerisinde etkin olan bir yazın adamıdır.
"Şimdi işimiz daha karışık, daha zor ve daha pahalı değildir. Asıl sermaye büyük milli kurtuluş harbinin ahlakı, imanı, cesareti ve feragatidir."
"Biz, şimdi kırkına yaklaşanlar, Osmanlı imparatorlu ğunun son gençleriyiz. 1914' de üç, beş, yedi yaşında bulu nan çocuklar, bugün yeni Türkiye'nin gençleri olmuşlardır ve hatırlarında imparatorluktan hiçbir iz kalmamıştı. işte onlara, saltanatın, Suriye' de, Filistin ve Hicaz' daki son yıllarını anlatmak istiyorum"
6 Ekim 1948 gecesi, saatlerin tam biri on iki geçerken durmasına yol açan ve merkezi bu günkü Aşkabat’ın 25 km güney doğusu olan deprem, 130.000 nüfuslu şehirde, sadece 20.000 kişiyi sağ bırakır.
Çünkü müze tarih demek. Çünkü müze kültür demek. Bunları bilmeyen bir nesil bu ülkeye ne gerek?