İÇİNDEKİLER

KONUK ÖYKÜLER

Her Şey Telefonun Çalmasıyla Başladı…

Arada gözlerimi açıyor, tencerede kızgın yağda pembeleşen soğanlara daldırıyordum kaşığımı bir iki çeviriyor, hoop bir yarım dönüşle buzdolabının kapağını açıyorum, kıvrak hareketle elimi uzatıyorum. Davetime hayır diyemiyor ancak yüzü kızarıyor tabii salçanın…

Koca Çocuk Olmuş Cüce, Girmiş Torbanın İçine…

Çocuğun içi içine sığmamış. Ne yapsa da girse o torbanın içine. Oturmuş sıralamış, öğrendiği tüm duaları. Torbaya sığan cüce kadar küçük olmayı dilemiş. O kadar istemiş o kadar istemiş ki… Birden olanlar oluvermiş. Koca çocuk olmuş cüce, girmiş torbanın içine.

Penceremde Üç Top Menekşe

Bir yandan kendimle konuşuyorken, diğer yandan da balkona birikmiş karları süpürdüğümün fakında değildim, bir silah sesiyle irkilene kadar. Dallara tünemiş kuşlar birden korkuyla havalandılar. Bir kadın çığlığı karıştı silah sesine. Siyah saçları geceye atılan kement gibi savruldu kadının önce, sonra düştü bembeyaz karların üstüne. Bir

Ne olacak bu oğlanın hali?

Koca Hikmet arkalarında yorgun argın, ayaklarını sürükleyerek yürüyor, Ana ise en arkalarında soğuktan titreyen cılız çocuğa bakıp kendine soruyordu: ‘’Allah Allah! Bu gerçekten benim oğlum mu?’’

Türküsüz Manisiz Dibek mi Dövülür!

Daha ne maniler ne türküler söylenirdi. Her işin, her başın türküsü ayrıydı. Bu yurt görenekli gadındır, gözel nakışlar işler. İşte böyle evladım, bizim zamanımızda gönül işleri böyle başlar, mezara gadar gideridi.

Bereketçilik Destanı

Ortaya çıkan tabloda içler acısı bir durum vardı. Toplamda bir tabanca beş de av tüfeği bulunuyordu köyde. Bu silahlar ile köyü savunulamazdı. Köylüye silah gerekti.