Maraşlı Yeşilgöz’ün Çağrısı
Bu tepelerin arasında bir doğum yaşanıyor, sancısız, sessiz. Bir doğum yaşanıyor, dünya kurulduğundan bu yana süren ve dünyanın son bulacağı güne kadar sürecek.
Bu tepelerin arasında bir doğum yaşanıyor, sancısız, sessiz. Bir doğum yaşanıyor, dünya kurulduğundan bu yana süren ve dünyanın son bulacağı güne kadar sürecek.
Bu, sahibinin elleri idi. Ama bu eller, az once gördüğü onu pataklayan hoyrat eller değil, evvel zaman içinde onu bize kazandıran ve deminki kazanın artık kabahat sayılmadığını anlatan okşayıcı ellerdi.
Ankara’nın tarihi bir kimliği var, fakat bu kimlik çok hızlı yıpranıyor. Bu kimliği koruma adına yapılanlar ise hem yeterli değil, hem de arabesk bir görüntü oluşturuyor.
Ankara’yı Türkiye Cumhuriyetinin başkenti yapan onun, Türk yurdundaki her yere merkez olan konumu ve Türk töresince yaşanılan geçmişinin kıymetli değerleridir.
Trenimizin kıvrıla dolana ilerlediği vadiyi ve iki yanından yükselen sırtları yamaçları örten ağaçların, çalıların yeşilliği, bir gün önceki bozkırlar gibi değil, değişikti. Bu benim görmediğim, bilmediğim bir başka güzellikti.
Hava iyice kararmaya başlamıştı. Bahçedeki ceviz ağaçlarının dalları yağan karla iyice eğilmişti; erik ağaçlarına gerili ipe asılan çamaşırlar kardan nasibini almış, beyazı da renklisi de tek renge bürünmüştü.
Osmanlının yıkılışını, Cumhuriyet’in kuruluşunu yaşamına sığdırmış, olağanüstü zamanların kuşağı içinde yer alan Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun, ilk kez 1922 yılında, Varlık yayınevince yayımlanan, içerisinde yirmi sekiz öykü bulunan betiği sonra Birikim, İletişim yayınevlerince de basıldı.