İÇİNDEKİLER

Ömer Seyfettin

1884 - 1920
ömer seyfettin 1884-1920

Ömer Seyfettin

Ömer Seyfettin 1884 yılının üçüncü ayının, on birinci günü Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğdu, ilk öğrenimine burada, mahalle mektebinde başladı.

Subay olan babasının görev yerlerinde, İnebolu ile Ayancık’da yaşadıktan sonra, ailesiyle İstanbul’a geldi.

İstanbul’da Askeri Baytar Rüştiyesi, Kuleli ile Edirne Askerî İdadileriynen İstanbul Mekteb-i Harbiye-i Şahane’deki eğitimlerinin bitiminde, Kuşadası Redif Taburuna atandı.

Orduda bulunduğu 1903-1914 yılları atasında  Makedonların İlinden İsyanı, Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları ile 1. Dünya Savaşına katıldı. Bu süreçte Makedonya’nın Yakorit köyünde sınır bölüğü komutanlığı yaptı.

Yazar, şair, öğretmen, asker, hayvan hekimliği meslekleriyle anılan Ömer Seyfettin yazmayı önceleyerek Ordudan ayrıldı, Selanik’e gitti. Burada arkadaşı Ali Canip Yöntem’nen sürgün yaşayan Ziya Gökalp ile birlikte Genç Kalemler dergisini çıkardı. Türk dilinin, ekininin geriye itilmesine karşı duruşunu sergileyen çabalar içerisinde oldu.

Ancak İtalyanların saldırısı, Balkan ayaklanmalarının savaşa evrilmesi  üzerine orduya çağrıldı. Selanik gibi Türk yurdu olan Yanya kuşatmasında tutsak edildi.

İstanbul’a dönünce, “Halka Doğru” ülküsünü benimseyen “Türk Sözü” dergisinin başyazarlığına getirildi. Kabataş Sultanisinde edebiyat öğretmenliği yaptı. Ölümüne değin bu görevi sürdürdü.

 

Biçemi

 

Türk yazınında, ulusçu akımın, kısa öykücülüğün kurucularından sayılan Ömer Seyfettin, yalın halk dilini yapıtlarında yaşatmıştır. Türk kimliğini oluşturan ekinsi katmanları öykülerinin temeline alan yaklaşımla yeni bir çığır açmış; çöken, sürekli yenilen, yıpranmış Osmanlının yüz yıllardır yok saydığı Türklüğü öne çıkarmıştır.

İç, dış saldırılarla, yıllardır süregelen yıkım döneminin karmaşası içerisinde savaştan savaşa sürüklenen halkın sorunlarını, bunalımlarını, bireyin yalnız kalmasının umarsızlığı içerisinde çırpınışlarını değerlendirmiş, akıcı, yalın Türkçeyle öykülemiştir.

Halkın diliyle halka seslenmek, sisli tanımlar, kaygan kavramlar yerine yalın bir durulukla olan biteni öykülemek, bungun günlerde halkın bilincini uyandırmakla geçen kısa ömrü, 1920 yılının üçüncü ayının, altıncı günü İstanbul’da sona erdi; Zincirlikuyu’daki sinine yerleştirdi. Allah rahmet eylesin, tini esen olsun.

 

Yapıtları

 

Ömer Seyfettin’in, 1902 yılında Sabah gazetesinde yayınlanan “Tenezzüh” ile ölümüne, 1920 yılına dek yazdığı öyküler, içerikleri, biçimleri yönüyle dört dönemle gösterilir.

İlk dönem, 1902-1908 yılları arasındaki öyküleriyle sınırlanmış; 1909-1911 arası yazdıkları Genç Kalemler dönemi, 1912- 1914 Ulusal Yazın dönemi, 1915-1920 arası ise olgunluk dönemi diye ayrımlanmıştır.

Öyküleri değişik yayınevlerince, seçkiler biçiminde yayımlanmaktadır. Yüz elli öyküsü olan yazarın kimi yapıtlarının dönemleriyle adlarının dizelgesi:

  • Tenezzüh (1902)
  • İlk Namaz (1905)
  • Sahir’e Karşı (1905)
  • Bahar ve Kelebekler (1907)
  • İlk Düşen Ak (1908)
  • Fon Sadriştayn’ın Oğlu (1910)
  • Fon Sadriştayn’ın Karısı (1911)
  • Primo Türk Çocuğu (1911)
  • Hürriyet Bayrakları (1911)
  • Aleko (1911)
  • Bomba (1911)
  • Kaşağı (1912)
  • Falaka (1912)
  • Pembe İncili Kaftan (1912)
  • And (1912)
  • Beyaz Lale (1913)
  • Başını Vermeyen Şehit (1913)
  • Forsa (1913)
  • Gizli Mabet (1913)
  • Bir Temiz Havlu Uğruna (1913)
  • Bir Vasiyetname (1913)
  • Çakmak (1913)
  • Yalnız Efe (1914)
  • Perili Köşk (1914)
  • Apandisit (1915)
  • Diyet (1918)
  • Yüksek Ökçeler (1917)
  • Efruz Bey dizisi (1917–1918)
  • Asilzâdeler (1918)
  • Düşünme Zamanı (1918)
  • Mahcuplar İmtihanı (1918)
  • Tarih Ezelî Bir Tekerrürdür (1918)
  • Nokta (1919)

Ede Yayımcılık

ahmetkomecoglu@yahoo.com.tr
Buraya ilk Yorumu siz yazacaksınız

Yorumunuzu Ekleyiniz