Kür Çayı Oldu Kura Nehri
Kitaplar, mezar taşları veya mabetler gibi tarihe düşen izlerdir. Zaman ve beşerî hafıza kolay kolay yanılmaz ve yanlışları affetmez. Yazar, kaleminin hakkını, doğruyu yazarak ve okuyucunun aklıyla alay etmeden vermelidir.
Kitaplar, mezar taşları veya mabetler gibi tarihe düşen izlerdir. Zaman ve beşerî hafıza kolay kolay yanılmaz ve yanlışları affetmez. Yazar, kaleminin hakkını, doğruyu yazarak ve okuyucunun aklıyla alay etmeden vermelidir.
Kahyam, pos bıyıkları bu sefer memnunluğundan kabararak şöyle dedi: "Roman fena bitmedi, beyim! Yeraltından hayır gelmedi ama yeryüzünün keyfini süreceğe benziyorsun."
Osman Mahdum, yedi yıl boyunca gazeteci olarak izlediği Türkmenbaşı’nın, Türkiye’de doğru tanınması gerektiğine inanmış. Ülkesi Türkmenistan ve Türkiye için yaptığı hizmetlerin içtenliğinin kavranması için Türkmenbaşı hakkında uydurulanların yerine, doğrusunun ne olduğunu anlatmış.
Çapandaz’ı yayına hazırlayan Arslan Küçükyıldız, “Ergeş Uçkun, imanlı, kâfir ve münafıkların kapalı kapılar ardında ne yaptıklarını anlamaya ve bunlarını anlatmaya çalışan bir Turan Şairi idi” diyor, kitabının söz başında.
Bozgunla biten o anlatılmaz maceranın döküntüleri sılasına kavuşan bu silâh arkadaşlarına vagonların pencerelerinden donuk donuk bakıyorlardı. Ne gülen, ne el sallayan, ne de bir çift lâf eden oldu.
Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmıyacağım; vallahi ve billahi!
Kutadgu Bilig bizim için gerçekten sonsuz övünülecek, tükenmez bir iç güç kaynağıdır. Balasagunlu Yusuf’un çalışması bize övünmek hakkını kazandırmıştır. O, Türkçü, Türkçeci, islamcı, ülkücü, devletçi, toplumcu büyük bir filozof, ahlâkçı, şair, tarihçi, yasacı, toplumbilimci, budunbdimci ve urukbilimcidir.
Dede, torun ve doğa ilişkisi izleğinde kurgulanan, öykünün Kırgız Türkçesindeki adı, Ak Keme. Ak sözcüğü Türkiye Türkçesinde de yaygın olarak kullanılmasına karşın, Arapçadan dilimize geçen beyaz karşılığı seçilmiş ve çeviriyle aynı söz farklıymış algısı oluşmuş. Ne yazık ki bu türden çeviri yanlışları, özellikle Türk topluluklarının yapıtları
Türkmenlerin “Büyük Vuruş” dedikleri, ocakları söndüren, acı ve zulmü Türkmen’in hayat tarzına dönüştüren İkinci Dünya Savaşı’nın yansımaları anlatılıyor.
Atlılar, yazarın bilerek yaptığı yanlışların görmezden gelinmesi halinde çok etkileyici bir Türkistan romanı ve bir dönemin Afganistanıyla ilgili ipuçlarıyla dolu bir başyapıt.