İÇİNDEKİLER
Beyaz Zambaklar Ülkesinde - EDE YAYIMCILIK
25622
post-template-default,single,single-post,postid-25622,single-format-standard,stockholm-core-2.1.6,select-theme-ver-7.5,ajax_fade,page_not_loaded, vertical_menu_hidden,menu-animation-underline,side_area_uncovered,,qode_menu_,qode-mobile-logo-set,wpb-js-composer js-comp-ver-6.5.0,vc_responsive
Title Image

Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Grigori Petrov
grigory Petrov beyaz zambaklar ülkesinde

Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Betik satıcılarının, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün okunmasını önerdiği, okunsun diye emrettiği gibi tümcelerle satışını çoğaltmaya çabaladıkları Beyaz Zambaklar Ülkesi, yazar Grigori Petrov’un, yurdu ve yurttaşı için yaşayan, bilgi ve görgü ile üreten bir toplum imgesinin, gerçeğe dönüşebileceği anlatılarını içeren, güzel bir yapıt.

 

Sanayi ve üretim çağının egemenlerince bir bir yıkılan imparatorluklardan geriye kalan ulusların, varlıklarını onurlu bir yaşamla sürdürme çabalarına Finlandiya ve Finliler üzerinden çözümler öneren betik, ilk kez Saraybosna’da, 1923 yılında basılmış.

 

Türkçeye Ali Haydar Taner çevirisiyle 1928 yılında kazandırılan Beyaz Zambaklar Ülkesinde, 1930 yılında yeni Türk harfleriyle basıldıktan sonra, günümüze çenli çok okunanan yapıtlar arasında yer almıştır.

 

Beyaz Zambaklar Ülkesinde'n

 

Çar 1. Aleksandr’in zamanında, Fin kültürünü geliştirmek isteyenlerin başına, Snelman adında biri geçti. Bu kişinin hayatı ve çalışmaları hakkında size biraz bilgi vereyim:

12 Mayıs 1806’da Stokholm’da doğan Yohan Vilhelm Snelman, 4 Temmuz 1881 ’de Danskarbi’de öldü. Döneminin büyük bir bilgini, filozofu ve tanınmış bir siyasetçisiydi. Fakat Snelman’in asıl ünü, Fin kültürünü ortaya çıkaran halk öğretmeni olmasıyla ortaya çıktı. Snelman ve arkadaşları, halk öğretmeni unvanıyla didinerek bataklık ülkesi Finlandiya’yı, Beyaz Zambaklar Ülkesi’ne çevirdiler.

 

Bu büyük Finlandiyalı, hayatı boyunca: “Finlandiya, her zaman Rusya ve İsveç tarafından işgal edilmek tehlikesiyle karşı karşıyadır. Güçlü komşularına karşı direnebilmesi için, kültür bakımından onlardan daha yüksek olması gerekir.” gerçeğini, yurttaşlarının beynine yerleştirmeye çalışmıştır.

 

Çıkardığı “Sayma” adlı gazetede vatandaşlarına: “Ne zaman küçük milletimiz, kendi büyük komşularından daha yüksek bir uygarlığa kavuşursa, o zaman tehlike ortadan kalkar.” sözlerini sürekli tekrar ederdi.

 

Finler, uzun yıllar ulusal kültürlerinin gelişmesi için çalışmış ve bugün, Avrupa’nın birçok ülkesinden daha yüksek bir refah düzeyine ulaşmışlardır. Bunun sonucu olarak da Rusya ve İsveç’in yanı başında, bağımsızlıklarını kaybetmek tehlikesinden kurtulmuşlardır.

 

Snelman, yeni yeni oluşan Fin aydınlarının en güzel örneğiydi. Birkaç genç öğretmen, papaz, avukat ve memurla birlikte, halk kitleleri arasında eğitim ve öğretimin yayılması amacıyla, âdeta bir Haçlı seferi ilan etmişti. Bu aydın kişiler, topluma şunları söylüyorlardı:

“Aydın olmak, modaya uygun elbise, şapka ve kolalı gömlek giymek değildir. Aydın kesim, bir milletin beyni gibidir. Millet sizi iyi bir öğrenim gördükten sonra, bir maaşa konasınız, akşamları kahvelerde iskambil veya domino masasının başına geçip eğlenesiniz diye okutmamıştır.

 

Bunu böyle yapanlar, gerçek aydın değildir. Bunu yapanlar, aydınların küflenmiş olanlarıdır.

 

Okumuşların hepsi ulusal zekâyı geliştirmek, ulusal vicdanı uyandırmak, ulusal iradeyi güçlendirmek zorundadır. Köylülere, işçilere ve kasaba halkının alt tabakasına nasıl daha iyi yaşaya­bileceklerini öğretin!

 

Millete hayatın değerini anlamayı ve korumayı öğretin. Bizim çorak vatanımızda da her köylü ve işçinin yaşadığı hayattan daha rahat, daha sağlıklı, daha güzel bir hayat yaşayabileceğini anlatın.

 

Millete nasıl çalışması gerektiğini öğretin. Ucuz ve gösterişsiz olmakla beraber, daha iyi yerleşim yerlerinin nasıl yapılabileceğini gösterin. Kendilerinin ve çocuklarının sağlıklarını nasıl koruyacaklarını bildirin. Mutlu bir aile yaşamının nasıl kurulabileceğini, erkeğin kadına ve kadının erkeğe nasıl davranacağını, çocukların nasıl eğitileceğini öğretin.

 

Milleti, her işi zamanında yapmaya, disiplin ve düzen içinde çalışmaya alıştırın. Kendinin ve başkalarının kişilik haklarına saygılı olmayı öğretin.

 

Bütün bu işlerde, millete örnek olun. Kendi aranızda ve halk­ la ilişkilerinizde, halkın eğiticisi olun. Bütün Suomi’yi büyük bir aile sayın. Bütün ülkeye o gözle bakın ve unutmayın ki en fakir kömürcü, kantarcı ve hizmetçi dul kadın da dâhil, hepsi Fin milletinin bireyi, sizin kardeşinizdir.

 

Toplumu eğiterek tarihî bir geçmişe dayanan milletlerin arasına sokmak, sizin görevinizdir.

 

Unutmayın ki milletin kaba, cahil, sarhoş, hasta, sefil olması sizin eksiğiniz, sizin suçunuzdur.”

 

İşte bu beş on Fin öğretmeni; memura, doktora, aydınlara böyle sesleniyor, yazılarında bunları dile getiriyorlardı. Bu gönüllüler arasında ateşli çalışmalarıyla en çok dikkat çeken, Snelman’dı. Kışın “ski” denilen kızak ayakkabılarıyla, ilkbahar ve yazdaysa kayıkla ve bazen de yaya olarak Finlandiya’yı bir uçtan öteki uca kadar dolaşıp halkı aydınlattı. Ülkenin değişik yerlerinde; genç, yaşlı, zeki kişilere rastlayınca, onlarla sohbete girişti, kitap verdi, adreslerini alıp onlarla yazıştı.

 

Snelman, her gittiği yerde birkaç konuyu ele alıp onları dinleyenin gözünde canlandırırdı. Çoğu zaman şöyle derdi:

“Bütün ülkeyi sulamak için bir, iki, üç dere yetmez. En tenha kulübeler bile göl, pınar veya dere gibi bir su kaynağına muhtaçtır. Milletin manevi susuzluğu da bunun gibidir. Her tarafta, milletin doyasıya içebileceği canlı pınarlar bulunmalıdır.”

 

Snelman, rastladığı zeki kimseleri uyandırır, bilinçlerini açmak için onlarla yazışırdı. Yazdığı mektuplarda kimini suçlar, kimine öğüt verir, onlara yeni görevler verirdi.

 

Bir yere gittiğinde, çevresine eğitim arkadaşlarını toplayarak onlarla sohbet ederdi:

“Bakın, kenevirden ip, urgan örüyorlar. Önce çok ince kenevir liflerini alıp ince ipler büküyorlar. Bunların birkaçını birlikte büküp kalın ip yapıyorlar. Birkaç kalın ipi de bükerek büyük gemilerinin bağlandığı urganları meydana getiriyorlar. Bizim işimiz de buna benzer. Aydınların dağınık güçlerini bir araya toplayarak, iki milyonluk milletimiz için büyük bir güç meydana getirmeliyiz.”

İlgili :

EDE YAYIMCILIK

bilgi@edekitap.com

Bizler hikaye anlatıcılarıyız. Bu bizim genlerimizde var. Görkemli öykü anlatımı ilgi çeker, yaşam tarzlarını tanıtır ve ortak ruh yaratır. Binlerce yıldır birike gelen öykülerimizi, yaygın iletişim alanları için yeniden tasarlarız. Özüne uygun geliştirir, etkileyenleri göz önünde bulundurarak güncelleriz. Biz, EDE’yiz. Değer üretiriz.

Okur Görüşlerine Açık Sayfa

Yorumlayınız

BİR ÇAY İÇİMİNDE TÜRKMENİSTAN