Eve Doğru

Ülküsünü Yitirmişlere Geçmişten anımsatmalar...
Eve Doğru - Ayas İshaki

Eve Doğru

Birinci Dünya Savaşında Rusya için savaşan kuzey Türk’ü bir subayın, Demir Ali’nin izleğinde, Türk yurtlarının ve Türklerin içinde bulundukları durumu anlatıyor. Rus, İngiliz ve Alman faşizmi arasında sıkışan Kuzey Türklüğü ile Türkistan Türklüğü ve can derdine düşmüş Osmanlı Türklüğünün birbirlerinden habersiz yaşadıkları acının, ortak kesişme noktası haline geldiği yıllarda yaşanılanlar, duygu dolu bilgilerle aktarılıyor:

“Miralay Demir Ali, Kafkasya cephesinde bulunalı bir yıldan fazla oluyordu. O Sarıkamış muharebesine yardımcı olarak gönderilmişti. Ve her ne kadar Sarıkamış muharebesine iştirak etmemiş ise de Erzurum’a doğru ilerleyişte ordunun sağ cenahını muhafaza ediyordu. Trabzon’u aldıktan sonra Miralayın süvarileri Türk kuvvetlerinin ansızın taarruzlarına maruz kalmıştı.”

 

İyi Bir Asker

 

İyi bir asker olarak yetişen Miralay Demir Ali’nin, bir yandan askerliğin gerektirdiği sorumlulukları yerine getirme isteği, bir yandan da bir Türk yurdunu işgal eden Rus ordusuna hizmet etme durumunun ona yaşattığı acı veren gelgitler arasında kimliğini ve yerini sorgulaması roman boyunca sürüyor:

“Aşkazar”ı, “Sakmar soyu”, onu da “Galyebanû” ve “Tefkilev” gibi parçalar takip etti. Nihayet Miralayın o vakte kadar işitmediği “Leyla ile Mecnun” ve “Arşın Mal Alan” gibi Azerbaycan operetlerinden parçalar ve havalar çalındı. Kızlar durdukça, o bir çocuk gibi yalvarıyor, bir daha çalmalarını diliyordu. Esma Hanım kızlarına beraberce “Timur Marşı”nı çalmalarını emretti. İki kız piyanoya oturup dört el ile “Aksak Timur”un marşını çalmağa başladılar. Bu marşın kuvvet ve azameti Demir Ali’nin mâneviyatını alt-üst etti. Onu gene bir miralay yaptı.”

 

Aynı Kökler

 

Kitabı okurken, ortak medeniyeti oluşturan tutum ve tavırlara, gelenek göreneklere ilişkin izleri görmek; Süyümbike adının Sevim bike (Sevim Hanım), Kuzey Türk Lehçesinde evlenmemiş kızlara Tutaş, evlilere bike dendiği; Rusların o dönemlerde Türkiye Türklerinden ayırmak amacıyla, Azerbaycan Türklerine Tatar, Türkistan Türklerine Sart adı verdikleri gibi bilgileri hikâye içerisinde kendiliğinden öğrenmek mümkün oluyor.

“Sabah olmuştu. Yeni doğan gün anayurduna kavuşmak hasretiyle çırpınan muhtelif Türk kabilelerinden mürekkep Türk çocuklarını şefkatle selamladı. Uzak olmayan bir mesafede birkaç minareli küçük bir Türk şehri göründü. Miralay o şehre doğru yol aldı.”

Sonunda kızının gözleri önünde şehadete ulaşan Miralay Demir Ali özelinde Türk milletinin içine düştüğü sıkıntılı durumdan çıkışı işaret eden Eve Doğru, Ayas İshaki tarafından 1922 yılında yazılmış.

 

Ayas İshaki

 

Kitabın girişinde Ayas İshaki; “Cihan Harbi’ne Türkiye tarafında iştirak ederek Bağdat cephesinde büyük yararlılıklar gösteren ve anavatan için şehit olan İdil-Ural gençlerinin ruhuna ithaf edilmek üzere Berlin’de, 1922 senesinde, Şimal Türk lehçesiyle yazılmış ve tabedilmişti.” sözleriyle bu tarihi romanı niçin ve nasıl yazdığını açıklıyor.

Bu etkileyici eserin en önemli yanı, giriş cümlesinde belirttiğim üzere ülküsünü yitirmişlere hatırlatmalar yapmasıydı.

Günümüzde, Türk milletinin mensuplarının kendilerini ilgilendirmeyen konular etrafında dolaşıp dururken, asıl meselelerine sırtlarını çevirmiş olmaları, ufuklarını açacak bir idealden yoksun olmalarından kaynaklanmıyor mu?

Bırakın atalarının kaybettikleri toprakları geri almayı, oralarda bu gün yaşayan soydaşlarını yitirmekten bile kaygı duymaz hale gelmiş olmaları, amaçlarının olmaması, ülküsüz kalmaları değil mi?

 

Tek Türkçe

 

Eve Doğru, bir yandan Türk coğrafyasının genişliğine dikkatlerimizi çekerken bir yandan da Türk milletinin parçalanmışlığının sebeplerini açıklıyor. Birinci dünya savaşı yıllarından itibaren bu parçalanmışlığın artarak devam ettiğini görmemek için kör olmak gerek ve maalesef memlekette bu körlerden bir hayli var.

Eğer böyle olmasaydı, o günlerde “Şimal Türk Lehçesi” ve Türkistan Lehçeleri diye anılan lehçeler, günümüz Türkiyesinde devletin kanalı tarafından dillere terfi ettirilip ayrıştırma ateşine körükle gidilmezdi.

Türk yurtlarının Ruslar ve İngilizlerce işgaliyle başlayan, Stalin döneminin baskısıyla hız kazanan yazı ve konuşma dilindeki ayrıştırma, Türk görünümlü Közkamanlar eliyle devam etmezdi.

Kitaplar bunun için var; bilinmeyenler bilinir hale gelsin aynı çamura bir kereden fazla çökülmesin diye.

 

Ahmet Kömeçoğlu

 

"Bilgi Paylaştıkça Büyür."
  •  
  • 21
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    21
    Shares
İlk Yorumlayan Siz olun

BU YAZI YORUMA AÇIK